Connect
Yukarı çık

AİLELER, TOPLUMLAR NEDEN VAR?

Çocuklar, kadınlar, işçiler, tüketiciler haklarını kendileri koruyacaksa toplumlar neden var? Günlük yaşantımız ve ömrümüz boyunca yüzlerce sıfat taşıyoruz. Bu sıfatların her birinin hakkının peşinden herkes bireysel olarak koşacaksa devletler neden oluştu? Bireyselliğin ve hak bölünmüşlüğünün ortasında ilkel insanlar olmadığımızı nasıl iddia edebiliriz?

Tarih boyunca insanlar gelişimlerini iş birliği/bölümü ve örgütlenme sayesinde sağlamışlardır. Yaşadığımız
günümüz toplumunda ise bireysellik öne çıkmakta her birey kendi hakkını korumalı algısı yaygınlaşmakta. Her bireyin kendi hakkını koruduğu toplum gerçek bir toplum mudur, yoksa sadece gereksiz insan kalabalığı mı? Öyle ki kadınlar bu toplumun içerisinde zarar gördüğünde ‘acaba kadının korunma yetersizliği neydi, hangi önlemi almamıştı?’ soruları tartışılıyor. Bu algı gelinen noktanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Zulüm, adaletsizlik nerede ve kime olursa olsun insanlık dışıdır. Burada üzerinde durmak istediğim kadın hakları, çocuk hakları savunuculuğu olmayacak. Fakat toplumun en nadide ve korunması gereken halkaları olan kadının özellikle çocukların ‘hak’ kavramı adı altında nasıl sömürülüp mağdur ve mahzun edildiğine, böylelikle toplumların temel taşlarına nasıl dinamit yerleştirildiğine değinmek istiyorum.

Yaşadığımız topluluk içerisinde bir çocuk zarar gördüğünde zarar veren kişi veya kişilerin ıslahı için çalışmalar yapılması yerine çocuğun ‘kendini koruma eğitimi yetersizliği’ üzerinde duruluyor. Olayın şiddeti ile neredeyse bütün yayın organları ‘çocuklar kendilerini nasıl korumalı’ eğitimi vererek günah çıkartıyor. Ama ne acıdır ki, kimse olayın tekrar etmemesi için zarar verenlere ıslah edici çözümler aramıyor, adaletin tesisi için olay hak ile sonuçlanıncaya kadar savunuculuk yapamıyor. Güncelliğin popülerliği kullanılıp sonra basit bir haber gibi tozlu raflara kaldırılıp akıbetinin ne olduğuyla ilgili kimse ilgilenmiyor. ‘Çocuk istismarı’ diye adlandırılan zulümler olayları tanımlamakta ve bu sebeple hissiyatını azaltmaktadır. ‘insel istismar’ diye tanımlamak ise can alıcıdır. Çocuk ve cinsellik kelimeleri aynı cümle içerisinde yer alamaz. Bu cümleler muhtemel, yaşanması mümkün olaylar olarak yaşanan ve yapılanları basitleştirmekte. Bu tür skandalın ardından geldiğimiz galeyan ile yazıp çizip söyleyip üç gün sonrası için önlem ve gerçek çözüm üretemiyor, çocuğun kendi hakkını koruyamadığını düşünüyorsak ne yazık ki ilkel çağlardan bile geri düşmüşüz demektir.

 

FATMA YILMAZ

Devamı Maaile Dergi Haziran Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • DİZİ NESİLLERİ

    Televizyonlarda yayınlanan diziler ailecek vazgeçemediğimiz, komşularla, akrabalarla buluşup seyrettiğimiz programların başında geldi. Fark etmeden sevinçle, merakla dizilerde verilen mesajları yavaş yavaş...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • KİME YABANCIYIZ?

      Son peygamberin ümmeti olarak tüm yeryüzünden sorumlu isek ve bu sorumluluğumuz kıyamet saatine kadar devam ediyorsa biz bu dünyada kime...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • KİLİTLİ KAPI

    34. sayıdaki Beklenmedik Misafirler adlı hikayenin devamı… Anlayacak ve çözümleyecek çok şey vardı. Anlaşılan o ki ödenecek bedeller de vardı. Gerçi...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • ZAMANIN KIYMETİ

    Her insanın her duruma biçtiği bir değer vardır. Çoğu durum belki tekrarlanabilir, yinelenebilir fakat zamanın tekrarlanabilir özelliği yoktur. Zaman, açıklanması ve...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • MİLLİ GÖRÜŞ’SÜZ OLMUYOR!

    Bu memleketin son yarım asrından Milli Görüş’ü çıkarırsanız geriye millet adına yapılmış bir şey kalmaz. Geçen zamanın bize öğrettiği hakikat şu...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • BİR EYLEM BİÇİMİ OLARAK YABANCILAŞMA

    Maddiyatı merkeze alan aile için, çocuğunun fiziksel, ruhsal dünyasında yaşanan dönüşümler göz ardı edilir. Her anlamda yabancılaşma yaşanır. Bir evin içinde...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • KİTLE İMHA KUŞAĞI: KADIN PROGRAMLARI

    Dünyada ve özellikle ülkemizde yayınlanan kadın kuşağı programları ve formatları, sömürü düzeninin bir ürünü ve projesidir. Kadının mahremiyetini, estetik değerlerini ve...

    Maaile DergiEkim 12, 2019
  • EVVEL REFÎK, BADE’L TARÎK

    Bismillahirrahmanirrahim; Zafer inananlarındır ve zafer yakındır… Dost; Allah’ı ve ölümü hatırlatandır. Düşman ise sizi dünya gailesine daldıran ve ölümü unutturandır. Ama...

    Maaile DergiEkim 12, 2019
  • ZAMANIN İÇİNDEN YANSIYANLAR

      08 Ekim 1912 BALKAN SAVAŞLARI BAŞLADI Fransız İhtilali ile başlayan milliyetçilik akımları en fazla çok uluslu devletleri etkilemekteydi. Osmanlı Devleti’nin...

    Maaile DergiEkim 12, 2019