Connect
Yukarı çık

BATI İÇİMİZE GİRDİ, GÜVEN DIŞARI ÇIKTI

İslam ahlakıyla bezenen, kapılarında kilit kullanılmayan güvenli şehirler…

Ecdadımız gazaya giderken önce sevgi seferleriyle girmek istemiş, yöre halkı da Osmanlıya kapılarını açmıştır. İslam ahlakıyla bezenerek öylece kilit kullanılmayan güvenli şehirler meydana getirmiştir.

Bugünün idarecileri dürüstlüğe ve doğruluğa dayalı bir güven ortamı sağlayamadıkları gibi toplumda maalesef sürekli güven kaybına sebep olmaktadırlar.

Yeni bir medeniyet inşa etmenin yolu çelik kapıların anahtarlarını çoğaltarak değil, İslam’a kapanmış kalplerin kilidini açmak suretiyle olacaktır.

Osmanlı Devleti 624 yıl boyunca ilay-ı kelimetullah düşüncesiyle tüm dünyada hak ve adalet hakim olsun mücadelesi verdi. Egemen olduğu coğrafya itibariyle tarihe damgasını vurmuş, sayılı devletler arasında yerini almıştır. Bu muazzam siyasi teşkilatın yönetimi de kuşkusuz kolay değildi. Devleti’nin bu kadar uzun süre ayakta kalması ve bu kadar geniş bir alanı kaplaması muktedir ve hoşgörülü bir siyasetin mevcudiyetini yansıtmaktadır.

Osmanlı Devleti’nde sistemin merkezini mühim bir yere sahip olan şehirler oluşturken, devletin gücünü simgeliyordu.

Ekonomik, sosyal, kültürel yoğunluğun yaşandığı kentlerde birçok etnik kimliğe sahip halk birlikte barış ve kardeşlik içinde yaşayarak karşılıklı güven ve hoşgörü anlayışını yansıtmaktaydılar.

Osmanlı Devleti yönetim yapısında en küçük idari birim kabul edilen mahalleler dini gruplara ayrılmış cemaatlerden teşekkül etmekteydi. Bu gruplar hem Müslüman hem de gayrimüslimlerden olabilirdi.

OSMANLI’DA ŞEHİRLERİN GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLANIRDI?

Osmanlı’da genel güvenliğin yerine getirilmesi önemli bir düstur olmuştur. Şehirlerde asayiş mevzu bahis olduğunda bunu sağlamak gayesiyle alınan tedbirlerin belki de en mühimi mahallede yaşayan herkesin birbirinin sorumluluğunu karşılıklı üzerine almasıdır. Zira her hangi bir cürüm işlendiği vakit failleri bulunamadığı takdirde ceza bütün mahalleye kesilmekteydi. Böylelikle faili belli olmayan vukuat sayısında bir azalma meydana geldiği gibi daha sonra ceza ödememek için mahalle halkı karanlıkta kalmış pek çok olayı kadıya iletmekteydi. O dönemde şehirlere dileyen dilediği gibi girip çıkamaz, kovuşturma olmadan büyük şehirlere girilmesine izin verilmezdi. Şahsın ikamet edeceği mahalleden bir kefil istenir ve o insandan doğacak menfi durumlarda kefil olan kişi de mesul tutulurdu. Yine mahallede mesela fuhuş yaptığı tespit edilen kadınların umumiyetle, semt sakinlerinin talebi üzerine başka mahalle veya şehirlere sürgün edilerek mallarına el konulduğu bildirilmektedir. Bu gibi haller görülür ve müdahale edilmezse sorumlusu mahalle imamı, müezzini ve mahalle halkı oluyordu. İmamın mahalle üzerindeki tesiri dikkat çekmektedir. İmamlardan vazifelerini bihakkın yerine getirmesi beklenir bunun yanı sıra kadı tarafından denetlenmek suretiyle daima tahkik edilirdi.

Mahallede merkez, cami ve mescitlerdir. Cemaate devamlılık esastı ve camiye üç gün üst üste gelmeyen kişi imam, cemaat tarafından ziyaret edilir, sıkıntısı, hastalığı olup olmadığı öğrenilirdi. Yine çeşitli kabahatler işlendiği vakit müşteki kişi delil olarak mahalle halkını şahit tutardı. Mahalle sakinleri birbirini tanır, sever ve yardım eder, mamafih yekdiğerinin yaşayışından, davranışından mesul olduğunu düşünen, dayanışma ruhunu üstün kılan insanlar bulunmaktaydı.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dosya

  • ÇOCUK HAKLARI

    Bismillahirrahmanirrahim Çocuk yetiştirmede ufkumuz ne kadar? Sadece bu dünyalarını düşünüyorsak durun! Düşünün ve hatırlayın. Dünya hayatı bir fragman! Asıl ve sonsuz...

    Maaile DergiTemmuz 14, 2019
  • Önce Kendini Bul!

    Çağımızda yaşadığımız sorunların başında gelen önemli meselelerimizden biri de inandığım ilkelerinin tebliği. Bir insan müslüman olduktan sonra yapması emredilen şeylerden biri...

    Maaile DergiTemmuz 14, 2019
  • AYETLERLE ADETLER ARASINDA

    “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının...

    Maaile DergiTemmuz 14, 2019
  • İĞDE KOKUSU

    İğde çiçeği… İçe dönük, mütevazı bir hali var; kibrin her türünü ayakları altına sermişçesine. Bütün alçakgönüllü tavrına rağmen kokusunu dağlara, taşlara,...

    Maaile DergiTemmuz 14, 2019
  • ENDÜLÜSLÜ MUHADDİSE: FATIMA BİNT SA’D EL-HAYR

    Fatıma binti Sa’d el Hayr; İlim diyarı, medeniyet şehrinde doğmuş, bir hadis alimi. Babası tacir ve muhaddis. Fatıma, hadis ilmi için...

    Maaile DergiTemmuz 14, 2019
  • YAN ODAYA HİCRET NE ZAMAN?

    Aile içinde ayrı bir dünya oluştu. Toplumun temel taşı olan aile böylece dinamitlenmeye başlandı. Teşbihte hata olmasın, evlatlar için odadan odaya...

    Maaile DergiHaziran 17, 2019
  • GÜÇLÜ KADIN OLMAK

    Güçlü ve mutlu olması için kadının Rıza-i İlahi çizgisinde çalışması gerekir. Kadın aslında tam merkezdedir. Hayatın merkezinde olan kadın, ailenin de...

    Maaile DergiHaziran 17, 2019
  • AİLELER, TOPLUMLAR NEDEN VAR?

    Çocuklar, kadınlar, işçiler, tüketiciler haklarını kendileri koruyacaksa toplumlar neden var? Günlük yaşantımız ve ömrümüz boyunca yüzlerce sıfat taşıyoruz. Bu sıfatların her...

    Maaile DergiHaziran 17, 2019
  • RAMAZAN’IN HAKKINI VERMEK

    Bizler de bu yüzyılda farkında olmadan Allah’tan başka para, makam, statü vesaire putlarımızı kırmalı şeksiz ve şüphesiz halisane Yaratana yönelmeliyiz. Bilinmelidir...

    Maaile DergiMayıs 22, 2019