Connect
Yukarı çık

ÇILDIRMADAN ÖNCE

Günlerden bir gün hepsi yaşamdan payını alıp gidiverdiler. Buymuş meğer yaşamı paylaşmaktan anladıkları.

Sürüden ayrılanı kurt kapar masallarıyla büyütüldüğümüzden midir bilinmez sürü psikolojisiyle hareket etmek yaşam tarzımız oldu. Kimse oyunun dışında kalıp neler olduğuna bakmak derdinde değil. Kimse yeni, adil bir oyun kurmak derdinde değil. Var olan oyunda oynayalım kâfi. Kendi dünyamızın başrolü olmak rüyalara da kalmadı sanırım. Çoğumuz sivrilmeyen, kimseden farklı olmayan, davranışının da düşüncesinin de hesabını vermeyen tekdüze bir yaşamı benimsemiş, yokuş aşağı yuvarlanıp gidiyor.

Son yıllarda olup bitene baktıkça “Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” demeye başladılar. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” * ayeti düşüyor aklıma. Harem, postallarla çiğnendikçe, uluslararası toplum bütün toplu mesaj dualarına rağmen kahrolmadıkça, asgari ücret, saçları karışmış, elleri kirlenmiş çocuğa o çok istediği oyuncağı almayı ertelemesini söyledikçe, “ölenleri hesaplamak konut kredisi hesaplamaktan kolay” oldukça, geçmiş kavimlerde yaşanan, aklımın almadığı, çocukça, zalimce olayların nasıl da tekerrür ettiğini seyrediyor, kaygan zemine kapılmadan son nefese ermenin ehemmiyetini bir kez daha fark ediyorum.

Ardından hep “düşünmez misiniz?” diye mırıldanıyorum.

 

Fatma YILMAZ

 

Devamı Maaile Dergi Haziran Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam