Connect
Yukarı çık

Editörden: İstanbul, İstanbul, İstanbul!

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

İstanbul…

Dünyanın başkenti! İki kıtanın, iki dünyanın buluştuğu şehir. Tarih boyunca nice istilalara, nice işgallere, nice savaşlara maruz kalmış sonunda fetih ile kimliğini bulmuş kadim şehir! Peygamber-i Güzin Efendimiz’in Hendek Savaşı’nda müslümanlara müjdelediği muştu şehir! Bu müjdeden sonra tüm müslümanların hedefi olan, müslümanların hayallerini süslediği, rüyalarına giren şehir…

İstanbul hakkında ne yazılsa ne kadar yazılsa eksik kalacak. Hangi söze başlasak yarım bırakacak. Boğazıyla, yedi tepesiyle, tarihi camileri, çeşmeleri, vakıf imaretleriyle, Türk evleriyle, insanıyla, taşıyla, toprağıyla bazen efsane, bazen fazla gerçek bir şehir. İstanbul kimi zaman Midilli Adası’ndaki bir köşkün duvarı, kimi zaman Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir caminin duvarını tasvirleriyle süslemiş sanat şehri.

İstanbul, Anadolu için hep bir kurtuluş, sığınma yurdu olmuştur. “Taşı, toprağı altındır” diyerek binlerce Anadolu çocuğu gelip İstanbul’da hayata tutunmaya çalışmıştır. Anadolu’da dermansız dertlerin, hastalıkların çözüm adresi İstanbul olmuştur. Bağrında nice dermansız sanılan kullara derman olmuş, yaralarını sarmıştır. Tabi bazen de derdin de yaranın da sebebi olmuştur İstanbul.

Erguvan rengine boyandığı zaman insanların içinde de baharlar açmış, tarihi çeşmelerinde su değil tarih akmıştır. Dünyanın her köşe bucağından insana kucak açmış, her dilden, her dinden, her ırktan, her görüşten insana yurt olmuştur.

Tarihin kadar rantın da şehri oldu İstanbul. Gecekondulardan sonra son yıllarda bağrından çıkan gökdelenlere (o yapılara kim gökdelen dediyse doğru söylemiş) teslim olmuş şehir. Haber bültenlerinin değişmez aktörüdür. Ankara her ne kadar başkent olsa da İstanbul’un popülaritesine erişememiştir. Ülkede bir olay olduğunda yüm gözlerin çevrildiğidir.

Dediğimiz gibi İstanbul hakkında ne dersek eksik kalır, ne söylesek yüreğimizdekini, aklımızdakini ifade edemeyiz.

Maaile olarak bu sayımızda gözbebeğimiz, “Hakkın batıla galebe çaldığı”nın remzi, tarih yapıcılığımızın hatırlatıcısı, insan ve doğanın dengesinin kurabildiğimizin ispatı, insanlığa merhametimizin şekli olan dünyanın başkenti İstanbul’u kapağımıza taşıdık. Nasıl bir aşık sevgilisini anlatırken eksik kalırsa kelimesiz kifayetsiz kalırsa biz de o durumdayız. Anlatacak daha ne çok şeyimiz vardı İstanbul’la ilgili. Heybemizde İstanbul’un dertlerini dert edindiğimizin ispatı olsun için bir sayımıza taşımayı istedik. Elimizden gelen buydu. İstanbul güzelliğinde bir sayı hazırlamaya gayret ettik.

Duamız odur ki, İstanbul yine Hakkı üstün tutanların bayraktarı olsun. Tarihte olduğu gibi dünyaya yön versin. Başta kendi evlatları olmak üzere insanın insanca yaşabildiği, adil bir şekilde paylaşımların olduğu, nezafetin, nezaketin, huzurun, hanımefendiliğin, beyfendiliğin başkenti olsun. Dünyada Kopenhag kriterleri değil, İstanbul’un değerleri konuşulsun. Mananın maddeyi kuşattığı mekan olsun.

Keyifli okumalar…

Fiemanillah…

 

Elif ÖRS

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel