Connect
Yukarı çık

EDİTÖRDEN

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

DÜNYA BİR YABAN İLDİR

Çağımız belki de insanlığın yaşadığı en karanlık çağ. O kadar hızlı iletişim teknolojilerine sahip isek de, bilgiye ulaşma konusunda önceki çağlarda yaşayan insanlara göre daha fazla imkâna sahipsek de insanca davranma ve insan kalma konusunda çok çok gerideyiz. Yalta Konferansı’yla şekillendirilen dünyada kendimiz olma, kendi kavramlarımızı kullanma, kendi kavramlarımızı üretme, kendi gündemimizi oluşturma hususunda Batı’nın kuyruğuna takılıp kalmış durumdayız.

Yaşadığımız dünya sömürü dünyası, insanlığı sömürenlerin kurduğu dünya. Bu dünyada ‘onlar’dan olmayan herkes ama
herkes ya köle olmak ya da ölmek zorunda. Bu sömürü dünyasının devamı ve genişlemesi için oyun kurucu olanlar dünyaya hükmetmek için öncelikle toplumların, milletlerin kelimeleri ve kavramlarıyla oynarlar. Aslında kurdukları sömürü düzenini devam ettiren araç sanıldığı gibi sahip oldukları güçlü silahlar değil. Batı’nın, ırkçı emperyalizmin sahip olduğu en etkili güç, söze hakim olma gücü. Akademisyenleriyle, medya mensuplarıyla, yazarlarıyla, çizerleriyle, yönetmenleriyle yaşanılan dünyayı sorgulanamaz hale getirip, kendi kavramlarını, sözlerini yayıyorlar.

Üretilen her yeni kavram dünyada yaşayan diğer milletleri özellikle de Müslümanları etkisiz hale getiriyor. Müslümanlar olayları anlayıp sorunlara, meselelere çözümler üreteceklerine Batı’nın sunduğu kavramlar üzerinden birbirleriyle çatışıyorlar. Kendi kavramlarını konuşamayan, yeni kavramlar üretemeyen Müslümanlar, başlarına gelen belaları bir türlü anlayıp, olayları çözemiyorlar.

Bu sayımızda Maaile olarak “yabancı, yabancılaşma” konularını ele aldık. Bir Müslüman için yabancı kimdir? Yabancılaşma nerede başlar? Öze dönmek nedir? Sayfalarımızda kim kime yabancıdır gibi sorgulamalara yer verdik.

Her ay Müslümanların ve insanlığın dertlerine yer verdiğimiz dergide yine ailemize, kadınımıza, erkeğimize, milletimize, ümmetimize ve insanlığımıza dair farklı konuları ele aldık. Röportajımızda sosyolog Alev Erkilet Hanım’la aileye, Müslümanlara, değişen dünyaya ve dünya algımıza dair dertlerimizi konuştuk. Kitap tahlilimizde daha sade bir yaşamın insanlara ve bizlere kazandıracaklarına dair kalem oynattık.

Milli Görüş’ün siyasi yaşamdaki “50. yılını” hatırlamak adına dosyalar hazırladık. Medya sayfamızda medyanın sabah kuşaklarında ailenin temeli olan kadınlarımızı nasıl ifsat ettiğini ele aldık.

Yine farklı ve dopdolu bir sayı ile karşınızdayız. Bereketli okumalar…

Fiemanillah…

ELİF ÖRS

Editörden…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel