Connect
Yukarı çık

Editörden…

Bismillahirrahmanirrahim

Yeniden Fetih ya da…

Fetih; toplumun tıkanmış damarlarını hakikate açmaktı. Kuru bir meydan savaşı değil. Savaş meydanında düşmanı haklamak değil. Fetih; tüm insanlığa tevhidin hayat veren nefesini ulaştırmaktır. Dünya hayatının çamura batıp kalmış ruhları esas yurda hazır hale getirmek için bir gayretti. Fetih; düşmanın dahi insan olma şerefini korumak; düşmanın dahi kalbini iyiliğe, güzelliğe, faydalıya, doğruya ve adalete açmaktır.

Miladi yılın son ayı kimileri için batıya benzendiğini göstermenin yoluyken, müslümanlar için “Mekke’nin Fethi”dir. Kendi vatanından zorla çıkarılan Peygamber Efendimiz’in (sav) Mekke’ye dönüşü tüm insanlık tarihine örnek olacak şekilde olmuştur. Kan dökmeden, düşmanının onurunu zedelemeden, gururlu bir komutan gibi değil; sadece ve sadece Allah’a kul olduğunun bilinciyle Mekke’ye giriyordu. Şirkten ve haramdan damarları tıkanmış insanlığının damarlarını tek bir sözle açıyordu. Zihinleri işgal edilmiş insanlığın zihnini açıyordu Peygamber (sav). Tarihte görülmemişti bir komutanın bir şehri böyle ele geçirmesi.

Kendimize, toplumumuza bir bakalım. Gündemimizde olması gerekenlerle gündemimiz olan şeyler denk geliyor mu? Miladi yılın son ayı birilerinin kendi inançları doğrultusunda yapmış oldukları kutlamalar, anmalar bizim niye gündemimiz oluyor? Biz niçin kendimiz olamıyoruz? Yüzyıl öncesinden başlayan “batılılaşma” sevdası neden hala bitmiyor? Neden insanlığın çaresine derman olacak işlerle meşgul olmuyoruz? Neden insanlığın modern dünyada tıkanmış damarlarını açacak yeni fetihleri yapamıyoruz? Neden “ Yeni Bir Dünya”nın kurulacağına dair umudu diri tutmuyoruz? Miladı yılın son ayı kurumlar için yıllık bilançolarını yaptıkları aydır. Neden müslümanlar olarak insanlığın bilançosunu tüm dünyanın önüne koymuyoruz?

Dönüp dolaşıp işimiz medeniyetimizi yeniden kurmaya geliyor. Medeniyeti inşa etmek için aileyi yeniden insan edilmesi meselesi bize “merhaba” diyor. Aileyi muhkem bir kale haline getirmek için de tekrardan kadına kaybettiği fıtri özelliklerini kazandırmak konusu kapımızı çalıyor. Üç beş lira fazla kazanılması adına evden uzaklaştırılan annelerin işini kimin yapacağı sorusunu sormadan doğru bir yola çıkamayız. Aileden uzaklaştırılan kadını tekrardan aileye dahil etmemiz gerçeği her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor. Çocuğundan uzaklaştırılmış anne modeliyle yeni fetihleri yapacak “Fatih”leri nereden yetiştirebileceğimizi sanıyoruz? Ailede fetih yaşayamayan bir toplum nasıl dünyaya fetih nefesini versin? Kendi gündemini yaşayaman bir ümmet nasıl yeni gündemlere kapı açabilsin?

Düşünmeliyiz! Dünü yaşanıp gitmiş yarına erişebileceğimiz belli olmayan dünya hayatında

bugünümüz için neler yapmalıyız, neler yapabiliriz? Batılılaşma zehrinden kurtulmak için ayakları yere basan tüm ümmeti içine alan tüm insanlığı aydınlığa çıkarak programlar yapmalı, planlar kurmalıyız.

Yeni sayımızda yine hayatın içinden gelenlere yer verdik. Biz tüm ümmeti bir aile kabul ediyoruz. Ailenin tüm fertlerinin derdi derdimizdir. Hayal kırıklıkları hayal kırıklarımız, göz yaşları göz yaşlarımızdır. Tüm gayretimiz hesabını vereceğimiz şu üç günlük dünya hayatında alnımız aklığıyla ahiret hesabını vereceğimiz amelleri yapmaktır. Yeni fetihler için “Fatih”leri yetiştirecek anneye, babaya, aileye, topluma bir tuz mesabesinde de olsa katkı sağlamak.

Maaile olarak devam eden dosyalarımız ve yeni konularımızla bu ay yine karşınızdayız. Yeni fetihlerin umudunu taşıyarak insanlığa adalete dayalı “Yeni Bir Dünya” kurmaya…

Fiemanillah…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel