Connect
Yukarı çık

Editörden

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Ümmet ve Aile Tehlikede

Bir çocuğun kimliğini kazandığı ilk yer ailesidir. Ailesinde kazandığı kimlikler ve alışkanlıklar bütün hayatını etkiler. Daha sonra okul ve yaşadığı çevre gelir. Bir insanın gerçek manada yetiştiği yer kesinlikle aileden başka yer değildir. Bir millet gelecekte de kendi kimliğiyle var olmak istiyorsa muhakkak çocuğunu/ çocuklarını sağlıklı bir aile ortamında yetiştirmek zorundadır.

Kapitalizm uzun senelerce tüm ülkeleri işgal edebilmişti fakat evlerimize, ailemize girememişti. Bu sebeple ülkemiz insanları sağlam aileye sahip olmak açısından övünüyordu. Fakat son yaşanılan olaylar ve gelen istatistik sonuçları aile için tehlike çanlarının durmaksızın çaldığını gösteriyor.

Sistemli bir şekilde yıllardır hedefte olan “ailemiz” bu sefer dönüşü imkansız hale getirecek kanunlarla toplumu tehdit etmekte. 2011’de kabul edilen ve sonuçları yeni yeni çıkan İstanbul Sözleşmesi son günlerin en çok tartışılan konusu. Adının “İstanbul” olmasının dışında bizim toplumuza ait hiç bir şey taşımayan sözleşme kadını şiddetten korumak altında tüm aileyi parçalıyor. 2011’den bu yana yaşanılan vakalara bakıldığında kadına şiddeti azaltmadığı aksine arttırdığını gösteriyor istatistik rakamları. Kadına eşitlik, kadın hakkı diyerek sözleşmenin eşcinselliği ve diğer cinsel yönelimleri meşrulaştırmaya doğru gitmekte. Bu sayımızda geçmişi ve sonuçları itibarıyla “İstanbul Sözleşmesi”ni ele aldık. Bir çok batı ülkesinin kendi değerlerine, inançlarına aykırı diye kabul etmediği sözleşmeye, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ilk imza atan ülke oldu.

Küresel kapitalizm ya da ırkçı kapitalizm 19. yüzyılın sonları 20. yüzyılın başlarında kendine engel olarak düşündüğü imparatorlukları dağıttı. Milletleri ulus devlet parçalarına ayırdı. Bu süreçte bir çok sömürüyü milletlerin dağınıklıklarından faydalanarak gerçekleştirdi. Son yıllarda ise diğer bütün parçalanmaya sebep olacak etkenlerin yanında hedefine aileyi parçalamaya geldi. Artık toplumların en küçük birimi aileyi bölerek, aile içinde bir savaş çıkarıyor. Bunun için siyasileri, sivil toplum kuruluşlarını, akademiyi ve medyayı kullanıyor. Özelde müslümanlar fakat aslında insanlığın tamamı ırkçı emperyalizmin tehdidi altında. Bunu farketmek, ettirmek ve çözüm üretmek ise müslümanların vazifesi.

Bu şuurla hazırladığımız sayımızın toplumumuzun karşı karşıya olduğu tehlikeye karşı hazırlıklı olmasını ve çözüm yollarını aramasına vesile olması duasıyla kalemlerimize, klavyemize sarıldık. Aileyi koruyamayan toplumlar gelecekte varlık sürdüremezler. Kadınına, erkeğine, çocuğuna hep birlikte sahip çıkamayan, değer vermeyen toplumda da aile ayakta

veremez. Yaratılan her bir insanın Allah’ın halifesi olduğu şuuruyla yaşamaz ve bu bilinci yaşatmazsak korkarız ki yaşayacağız meselelerin altından kalkamayacağız. Yeniden özümüze dönmeli ve kendimize sahip çıkmalıyız. Bütün hatalarımızadan tövbe etmeli ve İslam’a tekrar sarılmalıyız.

Her erkek kendine Peygamber Efendimizi (sav) kendine örnek almalı, her kadın kendine Hz. Hatice ve diğer annelerimiz kendine örnek alamalıdır. Aile olmadan, anne olmadan, baba olmadan ümmet olunmaz!

Fiemanillah!

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel