Connect
Yukarı çık

Emekli Albay Fikret Güzeller ile Korona ve Yeni Dünya Düzeni’ni Konuştuk

 

2020’nin unutulmaz bir dönüm noktası olacağı konusunda hem fikiriz. Birbiri ardınca çok fazla olay şey yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Hiç şüphesiz bunların başında corona geliyor. Belki de dünyanın yaratıldığı günden bugüne corona kadar insanoğlunu etkileyen başka bir şey olmamıştır. Hakkında çok şey konuşuluyor. Ne oldu, nasıl oldu da bu virüs ortaya çıktı? Nasıl tüm dünyayı etkisi altına aldı? Ne zaman bitecek? Yeni salgınlar baş gösterecek mi? Bu doğal bir salgın mı, yoksa birileri mi planladı? Bundan sonra ne olacak? Bizi robotlar mı yönetecek? Bunun gibi birçok soru sorulup cevaplanmaya çalışılıyor. Biz de tüm bunları konuşmak için emekli Albay Fikret Güzeller’in kapısını çaldık demek isterdim ancak içinde bulunduğumuz bu şartlar nedeniyle biz de dijital bir röportaj yapmak durumunda kaldık.

Zihinleri en çok meşgul eden soruyla başladık. Biyolojik savaş nedir?

“Biyolojik savaş, biyolojik ajanları (mikroorganizmaları, sporları, bunların toksinlerini) kasıtlı olarak kullanmak suretiyle insanların, evcil veya yabani hayvanların, tarımsal veya doğal alanlarındaki bitkilerin, öldürülmesini ya da verimliliklerinin, etkinliklerinin kısıtlanmasını amaçlayan savaş yöntemidir.” Bu sözlerle biyolojik savaşı tanımlayan Fikret Bey bu yöntemin nasıl kullanıldığını da anlattı;

“Biyolojik silah olarak kullanılabilen hastalıklar geçmişte ve günümüzde orduların silahlarıyla öldürebilecekleri kitlelerden daha fazlasını hedef ayırımı yapmadan öldürebilmektedir. Hayvanlar, tarım alanları, insanlar, böcekler taşıcı veya yok edilmek maksadı ile hedef olarak seçilebilir. Bunun yanı sıra ilaç ve kimya sektörü bu kullanımda aracı ve yüklenici rolü üstlenebilir. Bunu biraz açarsak biyolojik saldırıyı planlayan ve yöneten bir ülke için tarım ilaçlarının içeriğine yapılacak katkılar ile uzun sürede bir nüfusu hasta edecek çalışmaların yürütülmesi bu hastalığı tedavi etmek veya belirtilerini ortadan kaldırmak için ilaç sektörünün devreye girmesi gibi.

Yaşları 50 civarında olanlar hatırlar. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ihtiyaç duyduğumuz cephaneyi uçaklara Libya’dan yüklerken Albay Kaddafi sembolikte olsa bir sandık mühimmatı uçağa kendisi yüklemişti. Açıkçası silahın olabilir ancak atacak mühimmatın yoksa boş silah ne işe yarar?”

Tarım arazimiz var, ancak yurt dışından veya yabancı sermayeli firmalardan aldığımız domates, patates gibi ürünlerin tohumu bir sonraki yıl ürün vermemekte, bu durumda toprağın, suyun olsa dahi üretemiyorsun. Üretim olmaz ise insanlar aç kalır. Bu biyolojik hedef kitlesinin ve faaliyet alanlarının ne kadar geniş alanlara yayıldığını göstermektedir. Boş silah ve tohumsuz bir tarla aynı değil mi?”

 

Selime Sümeyye ABATAY

 

 

Devamı Maaile Dergi Haziran Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj