Connect
Yukarı çık

İnşirah Hali

Hayatın boğazıma ellerini kenetleyip, arsız bir kurt gibi dişlerini sıkarak nefessiz bıraktığı anlarda hep aynı kavî mülahaza ile kendimin çehresine bir tas buzlu su serper, uyanırım.

Çöreklenen matem ambiyansını bir ejderhanın ağzından çıkan gür nefes gibi kuvvetle uzaklaştırırım.

Ara sıra Ankara’nın ciddiyet kuşanmış yeşili fakir, isli duvarları üzerime gelir.

Sanki alem yurduna kavuşmuş bir ben öksüz, bir ben yadel bekçisi kalmış gibi hüzünler dolar göz bebeklerimin çukuruna. Dünya gelir aklıma, sürgün vaziyeti, Adem’den bugüne süregelen ceza-yı amel. Yine bir damla su düşer kalbimdeki feverana.

Kulluk icabı yerine getirilmesi katî olan mesuliyetler, kıyamete kadar icazette olan iblisin mütemadiyen işgali, beş vakit huzuruna davet eden yüce padişahın sarayına sıkça geç icâbet edişim, kendimce uydurduğum mezeli mazeretlerim.

Her ay zatıma hatim’e dair söz verişim lakin daimi surette ikinci ayın ortasına sarkıttığım azim, hakim, mübin sırlar mücevheri öz sır kitabımı ihmalim.

Bitmemiş işler her yanımdan çekiştirir, saçlarımdan, ellerimden, ayaklarımdan, uykumdan. Yazı masamda kağıttan, kalemden mütevellit buruşuk fikirler, okunan okunacak olan kitaplar, dergiler, yarım kalmış sulu boya resmim, kızlarımın oyuncakları, henüz içtiğimiz çayın kirli bardakları, içine buz atıp her seferinde kan ılık olana kadar içmeyi unuttuğum suyum…

Her gün aş damımdaki kazanda pişecek yemek, katlanacak çamaşırlar, sepetten taşan kirliler, tezgahta biriken enva-i çeşit kap kacak, toplanılacak yatak, yorganlar, süpürülecek halılar, muntazam çekilecek perdeler, ovulacak musluklar, güler yüz gösterilecek ev ahalisi, önemli hissettirilecek bey, anne kelimesinin uykuda bile dimağda yankılanacak merhalede söylenmesi ile pervane evlatlar.

Hiç bitmeyen köy özlemim, hasbelkader yaşamağa mecbur kaldığım muasır kent yazgısı.

 

 

Birsen BAĞCI

 

 

Devamı Maaile Dergi Eylül Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme

  • KAYBETTİKLERİMİZ

    Varlarımızla geldik dünyaya ve yoklarımızla geldik. Yoklarımızın peşinden koştuk. Koşarken varlarımızı da kaybettik. Neşemizi kaybettik önce. Sabah uyanmak için umudumuzu kaybettik....

    Maaile DergiEkim 6, 2020
  • Sızı

    Kodamanca kurulmuş, kalem kalem dizilmiş tabaklar, her aşa ayrı kaşığın konduğu, herkesin kabul edilmediği görüntüde varsıl, mânâ da beyhude sofralar… Can’ın...

    Maaile DergiEkim 6, 2020
  • Üzülme, Geçecek!

    Bir varmış, bir yokmuş. Bir var varmış bir de yok varmış. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yaşanan en ilginç olaylar...

    Maaile DergiAğustos 8, 2020
  • Ey Ademoğlu! Sen Günlersin

      Zaman sessiz bir kavrayışla ömrü tüketmektedir. Saatlerin arasında sıkışıp kalmış dakikalar her an geçmişe dönüşebilmektedir. Bütün dünya bir araya gelse...

    Maaile DergiAğustos 7, 2020
  • Ateş Çemberinde Sundukları Dünya Onların Değil Ki !

    Yıl 2020. Haziran sayısına not düşüyoruz. Belki bu gün yazdıklarımızı okuyanlar, haberdar ettiğimiz yangını söndürmenin gayretini verecekler. Belki de okumayan ya...

    Maaile DergiHaziran 20, 2020
  • Karantina Anneleri

    Hepimiz koronavirüs sebebiyle tarihi günlerden geçiyoruz. Bir anda hayatımıza birçok uygulama ve terim giriş yaptı. Kimimiz daha virüs gelmeden maske, eldiven,...

    Maaile DergiMayıs 17, 2020
  • Sokak Araları Bunlar, Yolu Düşmemişler Var

    Mevsimler değişiyor, günler geçiyor üzerimizden, sokaklar nice farklı yüz görüyor. Zaman ardı arkası kesilmeyen acılar büyütüyor. Aynı sokakta gülen yüzlerle gözyaşına...

    Maaile DergiMayıs 17, 2020
  • ÜÇ NOKTA

    Kuruyana kadar dalında kalmış elmalar kadar güzel ve unutulmuş hikâyeler var bu bahçede. Üç kuşak, üç dünya, onlarca hayat geçti arkadaki...

    Maaile DergiNisan 9, 2020
  • Bir Dokunuş

      İçten içe sancılanan ve adını bilemediğin bir yerin zıngır zıngır acı çekmesiydi bu! Bir dokunuş… Gözlerin nerede nöbet tutması gerektiğini...

    Maaile DergiŞubat 15, 2020