Connect
Yukarı çık

KADINA ŞİDDETİ ÖNLEME ALTINDA TOPLUMDA ŞİDDETİ ARTIRIYORLAR – SEMA MARŞLI MAAİLE’YE KONUŞTU

İslam medeniyetini batı medeniyetinden ayıran en önemli kurumlardan biri aile kurumu ve aileye bakışıdır. Son yıllarda görüyoruz ki batı gözünü ailelerimize dikmiş durumda. Çeşitli politikalar, kanunlar, sözleşmeler dayatılıyor ve bizde bunları koşulsuz şartsız kabul ediyoruz. Tüm bunlarla kadına şiddetin önlenmesini amaçlıyorlarmış. Çeşitli şiddet tanımları yapıyorlar, sözde kanunlarla kadını korunmaya çalışıyorlar. Kadına şiddetin çözümünün eşitlikten geçtiğini söylüyorlar. Peki eşitlik dedikleri şey nedir? Kadına şiddet uygulayan kim? Kadını kimden korumaya çalışıyoruz? Tüm bunları ve daha fazlasını konuşmak için eğitimci-yazar Sema Maraşlı ile bir araya geldik. Şiddetin artırılması için sinsice yapılan çalışmaları,

İstanbul sözleşmesini, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve çözümleri konuştuk.

CİNSİYETÇİ BİR SÖZLEŞME

Kadına şiddeti önleme adı altında daha önce de başka adımlar atıldı ancak hayatımızı çok derinden etkilediği için en çok konuşulan sözleşme İstanbul sözleşmesi oldu. Peki, İstanbul Sözleşmesi nedir? Kadını korumak için neler yapıyor? Ne zaman, nasıl ve hangi koşullarda kabul edildi? Sema Maraşlı İstanbul’la hiç alakası olmadığı halde İstanbul ile anılan bu sözleşmesinin detaylarını anlattı;

İstanbul Sözleşmesi; 2011’de imzalanan uluslararası bir sözleşme. Aslında İstanbul’la hiçbir ilgisi olmayan bir sözleşme. İstanbul’da hazırlanmadı, İstanbul’da imzalanmadı. Sadece Türkiye ilk imzalayan ülke. Mecliste kabul edildi imzası da Avrupa’da atıldı. Hiçbir bağlantısı olmadığı halde İstanbul’la anılıyor maalesef ki. Dünyada bu sözleşme eşcinsel haklarını koruma sözleşmesi olarak geçiyor. İstanbul ile eşcinsel haklarını koruma bir bağlantı halinde, bu işin acı bir noktası. Kadına şiddeti önleme adı altında imzalanan bir sözleşme ancak içinde ciddi manada toplumda fitne fesat çıkartacak, kadını erkeği birbirine düşürecek, eşcinsel haklarını koruma altına alan, aile bağını zayıflatan, güya çocuğu da kadını da aileden koruyan bir sözleşme olarak önümüzde duruyor. Fakat korumak işin kılıfı, aslında dağıtan parçalayan kelimesi çok daha uygun olur. İstanbul Sözleşmesi’ni biz imzaladıktan sonra imzalayan başka ülkelerde var ancak hiç çekince koymadan imzalayan ilk ülke biziz. Hırvatistan gibi pek çok batı ülkesi aileyi dağıtır diye imzalamadı. Rusya, Amerika, İngiltere hala imzalamadı. İmzalayanların çoğunluğu çekince koydu. Fakat bütün meclisin oyuyla ve çekince koymaksızın imzaladığımız için en büyük zararı biz görüyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’nden bir yıl sonra da 6284 nolu kanun sözleşmeyi hayata geçirmek için çıkartıldı. Yani İstanbul sözleşmesinin kanunlaşmış haline 6284 diyoruz. 6284’den sonra ciddi manada şiddet arttı.

Selime Sümeyye ABATAY

Devamı Maaile Dergi Ocak Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj