Connect
Yukarı çık

Lisan-ı İnsan

Sen her zamanki sensin işte,

Kanayan bir yara…

Bense her zamanki benim işte,

Tüm yaraları yamalı bir doktor…

İşte dört satır yola çıkarır insanı, insandan lisana, lisandan hale düşürür…

İnsan insana lisan ile yaklaşır. Sanılanın aksine lisan-ı haldir konuşan. Çünkü gönül görünmeyenle kardeştir. Gönül görünmeyeni görendir. Gönül gaybdir, bulabilene aşk olsun!

Lisan-ı hal, gönlü anlatan yegâne lisandır. Zahirde görünen ne olursa olsun kişi gönle dayanır, gönlü işitir… Gözü ve sözü tartının bir yanına, kendi gönlünü diğer yana koyar ve böylece karar verir hakikate.

Hakikat odur ki kişinin kendi gönlünü dinlemesiyle duyduğu lisandır. Çünkü ilm-i hale tercüman gerek… Tercüman ise kendi hallerini aşmış, halden hale taşmış nihayet deryalara ulaşmış bir gönle tüm şerhalardan halis, katıksız bir rahmetin aktığı yürektir.

“Allah farkında olmadıkları bir yönden, o insanların kalpleriyle kendisi arasında inayet ve rahmet kapısını açınca…”

Yüreklere akan rahmet hakikatin rengine boyar kişiyi. Böylelikle görünenden görünmeyen kavratılır.

Her yan ‘O’nun rengine boyandığında kişinin safi rahmete bürünen gönlü karşılık beklemeksizin hali anlar, hakikati görür ve kişi “candan” olur. Bu lisanda konuşmak yoktur. Sükûtta sükûn vardır.

“… Hal, etki edendir.”

Maksat beyan etmekse etki, tercümana muhtaçtır. Hal, hali yaratandan sorulur ancak. Hali en iyi yaratan bilir. Kişi hali nasıl bilir? Yaratandan… Öyleyse döner başa: “Kendini bilen, Rabbini bilir.”

Rab ki; yaratır, yaşatır, yönetir. Kişi yaradılışına, yaşayışına, yönelişine bakıp onlardaki noksanlıkları onardıkça bir hal, alır… Onarmak için yine bir bilen lazım gelir ki:

“Bilgi bilinene tabidir ve bilinen kendi durumu hakkındaki Allah’a bilgi verir”1

Rukiye Cevahir KAVAK

Devamı Maaile Dergi Aralık Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme

  • KAYBETTİKLERİMİZ

    Varlarımızla geldik dünyaya ve yoklarımızla geldik. Yoklarımızın peşinden koştuk. Koşarken varlarımızı da kaybettik. Neşemizi kaybettik önce. Sabah uyanmak için umudumuzu kaybettik....

    Maaile DergiEkim 6, 2020
  • Sızı

    Kodamanca kurulmuş, kalem kalem dizilmiş tabaklar, her aşa ayrı kaşığın konduğu, herkesin kabul edilmediği görüntüde varsıl, mânâ da beyhude sofralar… Can’ın...

    Maaile DergiEkim 6, 2020
  • İnşirah Hali

    Hayatın boğazıma ellerini kenetleyip, arsız bir kurt gibi dişlerini sıkarak nefessiz bıraktığı anlarda hep aynı kavî mülahaza ile kendimin çehresine bir...

    Maaile DergiEylül 27, 2020
  • Üzülme, Geçecek!

    Bir varmış, bir yokmuş. Bir var varmış bir de yok varmış. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yaşanan en ilginç olaylar...

    Maaile DergiAğustos 8, 2020
  • Ey Ademoğlu! Sen Günlersin

      Zaman sessiz bir kavrayışla ömrü tüketmektedir. Saatlerin arasında sıkışıp kalmış dakikalar her an geçmişe dönüşebilmektedir. Bütün dünya bir araya gelse...

    Maaile DergiAğustos 7, 2020
  • Ateş Çemberinde Sundukları Dünya Onların Değil Ki !

    Yıl 2020. Haziran sayısına not düşüyoruz. Belki bu gün yazdıklarımızı okuyanlar, haberdar ettiğimiz yangını söndürmenin gayretini verecekler. Belki de okumayan ya...

    Maaile DergiHaziran 20, 2020
  • Karantina Anneleri

    Hepimiz koronavirüs sebebiyle tarihi günlerden geçiyoruz. Bir anda hayatımıza birçok uygulama ve terim giriş yaptı. Kimimiz daha virüs gelmeden maske, eldiven,...

    Maaile DergiMayıs 17, 2020
  • Sokak Araları Bunlar, Yolu Düşmemişler Var

    Mevsimler değişiyor, günler geçiyor üzerimizden, sokaklar nice farklı yüz görüyor. Zaman ardı arkası kesilmeyen acılar büyütüyor. Aynı sokakta gülen yüzlerle gözyaşına...

    Maaile DergiMayıs 17, 2020
  • ÜÇ NOKTA

    Kuruyana kadar dalında kalmış elmalar kadar güzel ve unutulmuş hikâyeler var bu bahçede. Üç kuşak, üç dünya, onlarca hayat geçti arkadaki...

    Maaile DergiNisan 9, 2020