Connect
Yukarı çık

“MUTLULUK” ANAHTAR MIDIR, YOKSA KİLİT Mİ?

İyilik ve güzellikleri yaşamak mı istiyorsun, iyilik ve güzellikleri yaşatmak için mücadele etmek mi? İşte burada Rabbimizin emri geliyor kulaklarımıza “iyiliği emredin, kötülükten nehy edin” bunu yapmak için belli adımlarımız olmalı hayatımızda.

Mutluluk, öyle emojilerde saklı çizimler değil, mutluluk belli bir aşamaya gelebilen insanların mertebesidir. Biraz pişmek gerekir, kalpten gülümsemek için. İçten gelen sözlerin tesiri için biraz adım atmak gerekir.

Mutluluk;

dışarıda yaşanan veya elde edilebilen bir olgu değil, aksine yalnızca bir ruh halidir. Ruh mutluluğa kucak açmadığı müddetçe olumlu yaşanan hiçbir şey hissedilmeyecek ve anlaşılamayacaktır. Gerçekten mutlu olan insanlar, pozitif fikirlerini ve düşüncelerini her zaman muhafaza edebilenlerdir. Güç, anlayış, doğruluk ve dürüstlük onların yoldaşlarıdır. Ama bu yolda yürürken kendi kendine yetmenin en büyük bencillik olduğuna inanmak, kişisel gelişim kitaplarındaki ‘benlik’ anlayışına farklı bir bakış açısı getirmek gerekmektedir. Çünkü asıl mutluluk, yalnızca ruhunun mutluluğu değil, karşındaki insanların da mutluluğuna vesile olabilmektir.

Ruh o zaman mutluluğun ardından gelen, huzura erecektir.

İyiliği yaşamakla yetinmek mutluluğun anahtarı değil, ruhun bencilliğidir. İyiliği yaşamak ve yaşatmak, kötülüklerden uzak durmak ve durdurmak şuurlu bir insanın yaratılışın gayesi olarak yapması gerekendir. Çünkü insan, eşrefi mahlukattır. Ve doğuştan aldığı bu şerefe layık olarak yaşamalı ve ölmelidir.

Mutluluğa giden yol herkese göre farklı yönlerde olsa da, arayışlar hep aynıdır. İç dünyamız, ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımız, okulumuz, komşularımız veya dava kardeşlerimiz… Mutluluğu yaşamak istediğimiz alanlarda yaptığımız en büyük yanlış, beklentilerimizdir.

İstenilen huzur yalnızca içimizdeki inancımızdadır.

Şeyma KILINÇ UZUN

Devamı Maaile Dergi Ağustos Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • DİZİ NESİLLERİ

    Televizyonlarda yayınlanan diziler ailecek vazgeçemediğimiz, komşularla, akrabalarla buluşup seyrettiğimiz programların başında geldi. Fark etmeden sevinçle, merakla dizilerde verilen mesajları yavaş yavaş...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • KİME YABANCIYIZ?

      Son peygamberin ümmeti olarak tüm yeryüzünden sorumlu isek ve bu sorumluluğumuz kıyamet saatine kadar devam ediyorsa biz bu dünyada kime...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • KİLİTLİ KAPI

    34. sayıdaki Beklenmedik Misafirler adlı hikayenin devamı… Anlayacak ve çözümleyecek çok şey vardı. Anlaşılan o ki ödenecek bedeller de vardı. Gerçi...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • ZAMANIN KIYMETİ

    Her insanın her duruma biçtiği bir değer vardır. Çoğu durum belki tekrarlanabilir, yinelenebilir fakat zamanın tekrarlanabilir özelliği yoktur. Zaman, açıklanması ve...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • MİLLİ GÖRÜŞ’SÜZ OLMUYOR!

    Bu memleketin son yarım asrından Milli Görüş’ü çıkarırsanız geriye millet adına yapılmış bir şey kalmaz. Geçen zamanın bize öğrettiği hakikat şu...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • BİR EYLEM BİÇİMİ OLARAK YABANCILAŞMA

    Maddiyatı merkeze alan aile için, çocuğunun fiziksel, ruhsal dünyasında yaşanan dönüşümler göz ardı edilir. Her anlamda yabancılaşma yaşanır. Bir evin içinde...

    Maaile DergiEkim 13, 2019
  • KİTLE İMHA KUŞAĞI: KADIN PROGRAMLARI

    Dünyada ve özellikle ülkemizde yayınlanan kadın kuşağı programları ve formatları, sömürü düzeninin bir ürünü ve projesidir. Kadının mahremiyetini, estetik değerlerini ve...

    Maaile DergiEkim 12, 2019
  • EVVEL REFÎK, BADE’L TARÎK

    Bismillahirrahmanirrahim; Zafer inananlarındır ve zafer yakındır… Dost; Allah’ı ve ölümü hatırlatandır. Düşman ise sizi dünya gailesine daldıran ve ölümü unutturandır. Ama...

    Maaile DergiEkim 12, 2019
  • ZAMANIN İÇİNDEN YANSIYANLAR

      08 Ekim 1912 BALKAN SAVAŞLARI BAŞLADI Fransız İhtilali ile başlayan milliyetçilik akımları en fazla çok uluslu devletleri etkilemekteydi. Osmanlı Devleti’nin...

    Maaile DergiEkim 12, 2019