Connect
Yukarı çık

SEN ATMADIN, ALLAH ATTI

Dimdik durmanın, yere sağlam basmanın, düşmanı tanımanın, Hakk tarafında yer almanın, fedakârlık yapmanın, dinimizi korumanın, İslam’ın askeri olmanın, attığımız taşlarla düşman gemilerini vurmanın sırası şimdi bizde. Yüz yıl önce atalarımızla geçilmeyen Çanakkale, bizimle geçilmeyecek bugün de!

Bir imtihandı Çanakkale. Allah’ın, dini için, vatanları için kullarından beklediği bir duruşun imtihanıydı. Kışın zemherisinde imanın sıcaklığıyla ısınılacak ve imkânsızlıklar içinde inancından imkânlar oluşturacak bir duruşun. Batılın karşısında dimdik bir duruş. Sayıca az bir ordunun, iman kuvvetiyle galip gelip gelemeyeceğinin imtihanı.

Bir dönüm noktasıydı Çanakkale. Eğer orada sağlam durulamazsa bir sonrasının olmayacağı, memleketin bir dahaki sabaha gavur postallarıyla uyanacağı, İslam sancağının şehid kanlarıyla birlikte toprağa bulanacağı bir dönüm noktası…

Bir seferberlikti Çanakkale. Silahlarının boyu kendi boylarını aşan koca yürekli, küçük cüsseli delikanlıların cepheye koştuğu, kendilerine her şartta sahip çıkmış Osmanlı için dünyanın her yerinden Müslüman fedailerin Çanakkale’yi doldurduğu, yaşlı genç, kadın erkek demeden tüm milletin, bir binanın tuğlaları gibi saf tuttuğu bir seferberlik…

Bir mücadeleydi Çanakkale. Soğukla mücadele, imkânsızlıkla mücadele, açlıkla mücadele, nefisle mücadele…

Bir simge idi Çanakkale. Zalime karşı koymak, zulme engel olmak, Hakk’ın tarafında, batılın tam karşısında yer almak, eğilip bükülmemek, “acaba” dememek, bir an tereddüt etmemek, vazgeçmemek, pes etmemek, direnmek, yardım dilemek ve yardım görmek adına ne varsa hepsinin simgesi idi…

Geçilmezdi Çanakkale. Geçilemezdi, çünkü batılın ne kadar fazla imkânı olursa olsun Hakk’a inananların imanı vardı. Çünkü bir memleketin gücü tankı, topu, tüfeği değil imanlı ve inançlı evlatlarıydı. Bu iman onların küçük bedenlerini, devasa gemiler karşısında güçlü kılıyordu. Bu iman onlara “Kimse yoksa zalime karşı koyacak, bir tek ben varım!” dedirtiyordu. Bu iman onlara “Biz orada Türklerle değil onların Allahlarıyla savaştık!” dedirtecek derece bir kuvvet veriyordu.

MERYEM NİDA

Devamı Maaile Dergi Mart Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Makale

  • EVİMİZ, SON KALEMİZ!

    Evlerimiz son kalelerimizdi bizim. Terk etmememiz, korumamız, düşmana kaptırmamamız gereken son kalelerimiz. Onlar düşerse dünyanın düşeceği, medeniyete çıkılan basamakların sarsılacağı kalelerimiz…...

    Maaile DergiAralık 16, 2018
  • MÜSLÜMAN KADININ ZAFERİ

    Müslüman kadının kutlayacağı birçok zafer, bu zaferler yolunda atacağı da çok adımı vardır. Kadın olarak kalabildiği, anne olabildiği, hanımefendiliğini koruyabildiği, eşliğiyle...

    Maaile DergiEylül 14, 2018
  • EMANETE HIYANET; İSRAF

    İsraf bize emanet verilen nimetlerin, imkânların kullanımında haddi aşmak demektir. Allah (c.c.) yeryüzünü bizim istifademize sunmuş lakin bunda bir sınır getirmiştir....

    Maaile DergiEylül 14, 2018
  • ŞEYTANSIZ HAVA SAHASI

    Misafirimiz var! Geldi gelecek, çaldı çalacak kapılarımızı. Tamamladık mı eksiklerimizi? Hazır mıyız ağırlamaya en kıymetli misafirimizi? Hep birlikte, ümmet olarak çok...

    Maaile DergiHaziran 5, 2018
  • ARANAN İNSAN SEN OL!

    İnsan idrakine varmalı, yeryüzünde yaptığımız her iş en neticede bizim hayatımızı değiştirir. İnsan… İnsan dinlenmek istiyor. Dertleştiğinde, sevindiğinde dinlenmek istiyor. Coşup...

    Maaile DergiHaziran 5, 2018
  • MESELE ‘KENDİMİZ’

    Bu dava, kendimizi değiştirip, kendimizi düzeltme davasıdır. Bu dava, kendimizi hale yola koyma davasıdır. Bu dava, başkasına değil kendimize nasihat davasıdır....

    Maaile DergiMayıs 20, 2018
  • BİZİM KÜLTÜRÜMÜZÜ İSLAM BELİRLER

      Kültür emperyalizmi bir milletin damarlarına karışan en tehlikeli hastalıktır   Kültür, yaşama biçimidir. Bizim kültürümüz imanımızdan doğar. Başka kültürlerden etkilenme...

    Maaile DergiMayıs 20, 2018