Connect
Yukarı çık

ZAMAN SENDEN YANA

Züleyha var dilimde, Yusuf kalpli Züleyha…

Züleyha günü yaşayan, geceyi ise hisseden bir gençti. Zamanın üzerinde bıraktığı izlere beslediği saygı ile yollar yürüyen, her yıla bir selam çakıp yürümeye devam edebilen bir anneydi.

Züleyha çocuktu, hala aklı bembeyaz kara ilk basacağı adımda olan, gülmek için fırsat kollayan, ağıtlarını bir tebessümle sonlandırabilen coşku dolu sakin bir çocuktu.

Yaşlılık da yakışmıştı Züleyha’ya. Omzundaki apoletler, hepsini onurla taşıyordu. Her birinde ayrı bir imtihanın kendisine bıraktığı izler vardı. Umut, hüzün, hasret hepsi ayrı ayrı bir destan ama hepsi tek bir ömürdü koynunda beslediği.

Züleyha sıradan bir insandı. Yanıbaşımızdaki komşumuz, ötedeki arkadaşımız, uzaktaki dostumuz, hasret kaldığımız anamız, şuracıktaki yavrumuz, dertleştiğimiz satırlarımız, unuttuğumuz adımlarımız, hatıralarımız belki, belki de beklentilerimiz, can vermesini isteye isteye sessiz sedasız yaşamasına müsade ettiğimiz beklentilerimiz.

Züleyha biraz sen, biraz ben, biraz da o işte… Kalbin kimi anıyorsa o an, okuduğunda aklına düşen gizli öznelerin belirtisiz tamlanan cümlelerin asil kahramanı. Züleyha, kalbin biraz, biraz da sessiz çığlığın senin…

Bu sabah başlayan gün sanki hiç bitmeyecek kadar ağırdı takvimin yapraklarında. Kopmamak için direnen bir hali vardı rakamların. Bir gebe kadın gibi ağırdı kalbi, doğacak umuda korkuyla sarılmak gibi. Zaman, asılı kalmış akrebin yelkovana kavuşup kavuşup ayrılması gibi.

Züleyha, zamana yenik düşmeyen kalbini sırtlayıp çıkmıştı yola. Bugün uzun olacaktı. Ama uzun olması, uzak olması anlamına gelmiyordu duygularına. Yorgunluk, bezginlik cellat gibi beklerken kapıda umutların girişini, o umutlarını beraat ettirecek kadar güçlü atardı adımlarını.

Gün ağarmış, gece kocamıştı çoktan. Okul yolunda bilmem kaçıncı kez katettiği mesafeydi bu dakikalarda ayaklarına şahitlik eden. Her adımında farklı bir duygusunu besliyor, bir başkasını öldürüyordu Züleyha. Evet kendi kendine kapılarını açıp, kendi eliyle de kilitleyebiliyordu. Bu bir yetenek miydi acaba? Yoksa yazık mı ediyordu belleğinin kahramanlarına?

Şeyma KILINÇ UZUN

 

Devamı Maaile Dergi Ağustos Sayısında…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hikaye

  • Eski İnsanlar Yeni Hayatlar

      Ömür geçiyordu evet, ama her sabah yeni bir güne uyanmak tazeliyordu sanki geçen yılları. Bazen her gün bazen ara ara...

    Maaile DergiHaziran 12, 2020
  • Şükre Uyanmak Uzatırmış Ömrü

      Evin en ferah pencereli odasıydı bu. İçeriye sızan karanlık bile olsa sessizlik yakışıyordu bu şehre. Pencerenin kenarı kitap ve bir...

    Maaile DergiŞubat 15, 2020
  • İltifat Onların Bakışlarındaydı

    Allah’a emanet edilen canlar, önce Allah’ın sevgili kullarını sonra da onlarla birlikte yürünecek yolları öğreniyorlar mı gerçekten? Dua, tek yardımcı mı...

    Maaile DergiOcak 8, 2020
  • Gelecek Güzel Günler

    Kim bilebilirdi ki bir kapı sesinin dünyalarını değiştirebileceğini. Ve bir yudum tebessümün, ardından neler getirebileceğini. Muhammet işinde ne dil, ne de...

    Maaile DergiAralık 8, 2019
  • İki Odalı Kocaman Bir Dünya

    “Çiçeklenmeyi bahara bırakmak , ona şiirler yazarak cemreleri beklemek bile lükstü onun için. Yarınları kendi başına zemheride yeşertmenin inancıyla toprağı bile...

    Maaile DergiAralık 8, 2019
  • KİLİTLİ KAPI

    34. sayıdaki Beklenmedik Misafirler adlı hikayenin devamı… Anlayacak ve çözümleyecek çok şey vardı. Anlaşılan o ki ödenecek bedeller de vardı. Gerçi...

    Maaile DergiEkim 13, 2019