Hz. İbrahim, Hz. Hacer ve Hz. İsmail… Bir baba, bir anne ve bir evlat. Bu isimlerdir bize Rabbe teslimiyetin en güzel örneği olan. Bu isimlerdir Müslüman bir ailenin hangi temeller üzerine yaşadığını dipdiri anlatan.
Babalar evlerini kaybedilmemesi gereken birer cephe olarak görmeli; kanıyla, canıyla, tüm varlığıyla emanetlerine sahip çıkmaya odaklanmalı, anneler; güç savaşına girmeden tüm varlığıyla evlatlarının karakter inşasına gayret göstermelidir.
Planlar, hesaplar, bitmek bilmeyen muhasebeler içinde yok olan modern zamanların Müslümanlarına, yani cümlemize gelsin bu yazı.
Hanımını kucağında bebeğiyle Allah’ın emri üzerine; yiyecek, içecek, ünsiyet edilecek hiçbir şeyin hiçbir kimsenin bulunmadığı bir çöle terk etmek hangi vicdan sahibinin, hangi normal insanın işidir?
Hele merhamette insanlığın zirvesinde yer alan bir şahsiyet için, Hz. İbrahim için hiç mi hiç olmayacak bir iştir. Ama Allah’ın emri olunca ve bu emir; iradesiyle Yüce Yaradan’a teslim olmuş bir muhataba yapılınca elbette yerine getirilir. Hem de şeksiz, şüphesiz.
Bu emir verilirken sadece Hazreti İbrahim (a.s)’in ve ailesinin teslimiyeti ve imanı sınanmamış, aslında tüm insanlığa öğreticiliği kıyamete kadar sürecek bir ders verilmiştir.
Sümeyye ÇULHA


