Tesettür, Allah’a bağlanmış, O’nun kurallarına teslim olmuş ve vahyi kalbine yerleştirmiş olmanın görüntüsüdür. Dünya hayatında kanun koyucu olarak Allah’ı tanımış olmanın göstergesidir. Tesettürlü kadın demek bedeller ödemeyi göze alarak Allah’ın örtüsüne bürünen kadın demektir.
Örtünme tarih boyunca bütün insanlar için var olmuş bir kavramdır. Kadın ve erkek fark etmeksizin her medeniyette çeşitli şekillerde yer almıştır. Örtünmenin en belirleyici faktörü ise dinlerdir. Her din kadın ve erkeğe ayrı ayrı belirli örtünme görevleri verir. Kadının örtünmesi erkeğinkine göre daha kapsamlı olduğundan örtünme yani tesettür, hep kadın üzerinden okunmuş, yorumlanmıştır. Saç tellerini örten bir parça kumaş, omuzlardan dökülen bir şal, etekleri uçuşan bir ferace yahut tepeden tırnağa uzanan bir burka. Tesettür deyince aklımıza hangisi geliyor? Bu sorunun cevabı yaşadığımız coğrafyaya, iklime, kültürümüze ve hatta örf ve adetlerimize göre değişiklik gösterir. Afrikalı bir kadın için örtünme renkli bir kumaştan oluşurken, Arap yarımadasında uzun ve bol bir ferace demektir. Afgan bir kadın burka ile örtünürken, Asya’da Müslüman kadınlar rengârenk çarşaflar giyerler.
İnsanlardaki örtünme duygusu dünyanın kendisinden bile eskidir ve Hz. Adem ile Hz. Havva’nın Cennet’te yaşadığı döneme kadar uzanmaktadır. Araf Suresi’nin bildirdiğine göre şeytan, kendilerine yasaklanan ağaçtan tatmaları için Hz. Adem ve Hz. Havva’yı kandırır. Bunu yaptıkları an ise çirkin yerleri kendilerine beliriverir ve üstlerine cennet yaprağından yamalar örtmeye başlarlar. Şeytan da buna şahit olur. Böylece kıyamete kadar insanları Allah’ın yolundan döndürmeye azmetmiş şeytan(lar), bu mücadele için izlenecek stratejide insanın utanma/hayâ duygusunun önemini en başından fark etmiştir. Buna göre kendi soyunukluğuna, çıplaklığına alışan insan, başka kötülüklere de kolayca alışabilecektir. (1)
Müslüman kadın için tesettür bir kimlik ifşasıdır. İddia edildiği gibi ne geçmişten kalan kültürel bir öğe ne de gayrimüslimlere karşı büyüklenme için kullanılan bir tekebbür aracı değildir. Tesettür, Allah’a bağlanmış, O’nun kurallarına teslim olmuş ve vahyi kalbine yerleştirmiş olmanın görüntüsüdür.
Tesettür, Allah’a bağlanmış, O’nun kurallarına teslim olmuş ve vahyi kalbine yerleştirmiş olmanın görüntüsüdür. Dünya hayatında kanun koyucu olarak Allah’ı tanımış olmanın göstergesidir. Tesettürlü kadın demek bedeller ödemeyi göze alarak Allah’ın örtüsüne bürünen kadın demektir.
Örtünme tarih boyunca bütün insanlar için var olmuş bir kavramdır. Kadın ve erkek fark etmeksizin her medeniyette çeşitli şekillerde yer almıştır. Örtünmenin en belirleyici faktörü ise dinlerdir. Her din kadın ve erkeğe ayrı ayrı belirli örtünme görevleri verir. Kadının örtünmesi erkeğinkine göre daha kapsamlı olduğundan örtünme yani tesettür, hep kadın üzerinden okunmuş, yorumlanmıştır.
Saç tellerini örten bir parça kumaş, omuzlardan dökülen bir şal, etekleri uçuşan bir ferace yahut tepeden tırnağa uzanan bir burka. Tesettür deyince aklımıza hangisi geliyor? Bu sorunun cevabı yaşadığımız coğrafyaya, iklime, kültürümüze ve hatta örf ve adetlerimize göre değişiklik gösterir. Afrikalı bir kadın için örtünme renkli bir kumaştan oluşurken, Arap yarımadasında uzun ve bol bir ferace demektir. Afgan bir kadın burka ile örtünürken, Asya’da Müslüman kadınlar rengârenk çarşaflar giyerler.
İnsanlardaki örtünme duygusu dünyanın kendisinden bile eskidir ve Hz. Adem ile Hz. Havva’nın Cennet’te yaşadığı döneme kadar uzanmaktadır. Araf Suresi’nin bildirdiğine göre şeytan, kendilerine yasaklanan ağaçtan tatmaları için Hz. Adem ve Hz. Havva’yı kandırır. Bunu yaptıkları an ise çirkin yerleri kendilerine beliriverir ve üstlerine cennet yaprağından yamalar örtmeye başlarlar. Şeytan da buna şahit olur. Böylece kıyamete kadar insanları Allah’ın yolundan döndürmeye azmetmiş şeytan(lar), bu mücadele için izlenecek stratejide insanın utanma/hayâ duygusunun önemini en başından fark etmiştir. Buna göre kendi soyunukluğuna, çıplaklığına alışan insan, başka kötülüklere de kolayca alışabilecektir. (1)
Müslüman kadın için tesettür bir kimlik ifşasıdır. İddia edildiği gibi ne geçmişten kalan kültürel bir öğe ne de gayrimüslimlere karşı büyüklenme için kullanılan bir tekebbür aracı değildir. Tesettür, Allah’a bağlanmış, O’nun kurallarına teslim olmuş ve vahyi kalbine yerleştirmiş olmanın görüntüsüdür.
BETÜL TATAR TÜZÜNOL


