“Mü’minler ancak kardeştirler; (öyleyse) siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin.”
Hucurat, 10
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen(kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!” Fussilet, 34
Kardeşlik kavramı Kur’anî, dolayısıyla da Hz. Peygamber’in sünneti çerçevesinde İslamî bir kavramdır.
İslam’da kardeşlik vahdet (birlik) temeli olarak sayılmıştır. Tersinden de okuyacak olursak vahdeti sağlayacak şey ‘İslam Kardeşliği’dir. Çünkü İslam toplumunun mayası “Kardeşlik”tir. Kim ki insanlar arasında birlik oluşturmak isterse kardeşliğe çalışması gerekir. Yani bunu ancak aralarında oluşturulacak kardeşlik müessesesi veya müesseseleri ile gerçekleştirebilir.
Peki, bizzat Allah azze ve celle ve O’nun Peygamberi tarafından bu kadar önem atfedilen bu kardeşlik nasıl oluşturulabilir? Kimler birbirine ve nasıl kardeş kılınabilir? Çağımızda bunun örnekleri var mıdır?
İşte bu noktada devreye hadis-i şerif girip, imdadımıza yetişmektedir.
“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız (uyguladığınız) takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!” [1]
Hadis-i şerife göre kardeşliğin sınırı ancak iman ile çizilir. Yani Allah Rasulü hakkıyla iman edebilmeyi yahut iman sahibi olabilmeyi, kardeşin sevilmesine bağlamıştır.
Çoğu Müslümanın nihai hedef olarak gördüğü Cenneti ise zincirleme ile o kardeş sevgisine oradan da imana bağlamış, Mü’min kardeşi sevme eylemini, iman ile cennete girdirilme ile eşdeğer tutmak suretiyle önemine vurgu yapmıştır.
İman ile Cennet arasındaki bağ, sevgi köprüsü ile kurulmuştur.
Bir de dikkat çekici nokta olarak, sevginin tahakkuk edebilmesi, oluşabilmesini selama, selamlaşmaya bağlamıştır. Selamlaşırken güler yüz, tüm bunlara ilave edilmiş bir artı sevgi oluşturucu güzelliktir. Selâm, Müslümanlar arasında oluşacak sıcak ilgi ve alâkanın sebebidir. Müthiş bir sosyalleşme, müthiş bir toplum temeli inşa etme. Ve birlik adına müthiş bir global konsensüs sağlama. Sevgide uzlaşma kadar birleştirici ne olabilirdi ki?
Çünkü; böylece Mü’min, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, (Burada imanın tanımı devreye girer ki o da; Allah’ı bir ve tek kabul edip Hz. Muhammed’in O’nun son elçisi olduğuna imandır.) diline, coğrafyasına, ırkına, rengine, durumuna hatta mezhebine bakmaksızın sevecek, onlara karşı muhabbet ve sorumluluk duyacaktır.
HABİBE ALPAY AYDIN
Devamı Maaile Dergi Haziran Sayısında…


