Gün geçtikçe emellerimizin üzerine yenisini ekledik.
Düşünmeden somut bir algıyla her şeye el uzattık.
Ömür bu kadar kısayken emellerimizin uzunluğunda perişan olduk.
Dünya işlerinin kasveti kalplerimizi kapattı.
Allah-u Teala’ dan basiret dilemek akıllarımızdan uçup gitti.
Sağa sola çarpıp durduk.
Birine el uzatsak ellerimiz koparak geri döndü.
Bir ben kaldı bizde!
Ama o ‘ ben’ e de yüz çevirdik.
Oysa değil mi ki biz, sadık bir dosttuk bize.
Kendi kendimizin düşmanı olunca
Nasihatlerimiz nefsimize kar etmez,
Müdafaamız ona fayda vermez oldu.
Azığımız azaldı, yolumuz uzadı.
Yolun uzunluğu bize cehaletin simsiyah elbisesini giydirdi.
Öyle karardık ki gece karanlığımıza bakıp hayrete düştü.
Biz, kendimizi siyahlar içinde kaybettik.
Kendimizi kaybettiğimiz gün rehbersiz kaldık.
Boşluğa yuvarlanıp durduk.
Hakikat gözbebeklerimizde parlamaz oldu.
Ey nur! Biz bizden kurtulamıyoruz.
Cehaletin kara elbisesini soyunamıyoruz!
Fazilet Aydın

