Bir zamanlar film olarak izlediğimiz, gerçekleşmesi çok güç gelen şeyler teknolojinin gelişmesi ile birlikte bir bir hayatımıza giriyorlar. Kemal Sunal ve Fatma Girik’in başrollerini paylaştığı “Japon İşi” filmindeki robot gelin, Jetgillerdeki her işi yapan makineler artık hayal değil gerçek. İlk başta hayallerin gerçekleşmesi olarak okuyabileceğimiz bu gelişmeler gerçekten göründüğü gibi hayatımızı kolaylaştıran olumlu gelişmeler mi? Yoksa teknolojinin gelişmesi, dijital dünya, robot insanlar hayatımızı kolaylaştırırken madalyonun diğer yüzünde ciddi tahribatlara mı sebep oluyor? Bu dosyamızda bu soruların cevabını birlikte arıyor olacağız.
ROBOTLARLA AŞK
Gelişen teknoloji ve değişen dünya ile birlikte aile kurumuna bakış açısı, aile kurumunun işlevselliği ve toplumdaki rolü de değişmekte. Geniş aile, çekirdek aile derken bugün fıtrata aykırı başka aile türleri tanımlanmaya çalışılıyor. Gün geçmiyor ki, yeni bir kavram, yeni bir sapkınlık türü ortaya çıkarmasınlar. Kendi cinsine ilgi duyma gibi fıtrata aykırı yönelimleri normalleştirip bu yönelime sahip insanların da aile olabileceğini iddia edenler şimdi de insanların insan dışı varlıklarla da ilişki kurarak aile oluşturabileceğini iddia ediyorlar.
Teknolojinin gelişmesinin yeni ilişki türlerini meydana çıkardığını söyleyenler bu ilişki türlerine “dijiseksüelite” ismini veriyorlar. Dijital platformlar zaman ve mekân algısını ortadan kaldırmakta. İnsanlar artık yeni ilişkiler kurmak için bir araya gelmek zorunda değiller. Dijiseksüelite kavramı bu platformlar üzerinden ilişki kuran insanlar için kullanılıyor.
“Robotlara ilgi duyma eğilimi” olarak tanımlanan roboseksüelite kavramı da dijiseksüelite kavramının altında değerlendiriliyor. Robotlarla duygusal ilişkisi olduğunu ifade eden, onlarla evli olduğunu düşünen insanlar için roboseksüel veya dijiseksüel kavramları kullanılmakta.
SELİME SÜMEYYE ABATAY
Devamı Maaile Dergi Ağustos Sayısında…


