Attılar kalplerinde ne varsa, yalnız Allah’a yer bıraktılar
Ramazan insanlık için bir nefes ayıdır. Bir diriliştir. İnsanın üzerine yapışan dünyadan kurtulmak için bir vesiledir. Nerede olursa olsun ve ne zaman olursa olsun ancak Allah’a kul olduğumuzu hatırlatan bir vaizdir.
Hem nefis terbiyesini içeren hem de yeryüzündeki batıla karşı mücahedeyi hatırlatandır Ramazan. Herkes eskisini arar fakat aranması gereken insanda Ramazan’ın idrakidir.
Onlar ki Kâbe’deki putları temizlemeden önce yüreklerini temizlediler. Attılar kalplerinde ne varsa, yalnız Allah’a yer bıraktılar. İspanya’da gemileri yakmadan önce, gönüllerinde aşk ateşi tutuşuyordu. O meş’ale ile yandı İspanya, aydınlandı Avrupa. Moğol istilasına son verildi Ramazan günü Ayn-ı Calut’ta.
Neredeyse her Ramazan tekrarladığımız “Nerede o eski Ramazanlar?” cümlesi esasında eskiye olan bir özlemimizi dile getirir. Gerçekte eskiyen Ramazanlar mı ya da eskiyen bizlerin gönülleri, inancı mı? Bunları sorgulamak gerek.
Eski Ramazanlara dair muhtemelen bizden önce yaşayanlar buna benzer şeyler söylemiştir, onlardan önce de, onlardan bir önce de…
Kur’an, Sünnet, Ramazan, ibadet hep aynı hâlbuki. Ramazan bin dört yüz yıldır değişmeden süre geliyor. Belki de Ramazan’ı gönlünde değiştiren biz Müslümanlarız, kim bilir?
Modern Müslüman, ne en büyük savaş olan nefisle cihat edebiliyor artık ne de İslam düşmanları ile. Öyle kapitalistleştik ki, ibadetlerde bile sadece kendimizi düşünüyor, bencil davranıyoruz. “…
Nazmiye GÜLBAŞ


