HALİDE SİVR
‘Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaş’… Ne büyük övünç, ne teşvik edici bir söz, ne yüreklendirici bir teşbih! Bugün her yıl İstanbul’un Fethi şöleninde dile getirilen ve 20’li yaşların gençliğine mükemmel bir örneklik sergileyen dizeler…
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaş…
Gazali’nin ilme adım attığı yaş…
Hz. Ali’nin iman ettiği yaş…
Musab b. Umeyr’in öğretmen olarak tebliğ vazifesini omuzladığı yaş…
Yaşlarının küçük olmasına rağmen onların bu büyük imtihanlardaki, zaferlerdeki, vazifelerdeki iradeleri neydi? Neyin neticesiydi bu muazzam irade? Bugün bizim çocuklarımızda eksik olan ne, onlarda fazla olan neydi? Onlar mı olağanüstü yoksa X, Y, Z diye sınıfladığımız kademeler bilinç kaybına mı uğradı bugün? Hangi doğal afetin neticesi olarak vurdumduymazlık ve bireysellik salgını vuku buldu son yıllarda? Hangi depremin sarstığı bir akıl tutulması bu? Hangi sel nelerimizi alıp götürdü son asırda?
Haz ve hız çağının müptelası bireyleriz. Yavaşlamak, sakinleşmek, kanaat etmek, tefekkür etmek, akletmek gibi kavramlar zihinsel lügatimizden silinmek üzere. Her şey tutulamayan o meşhur zamana göre yetiştirilmeli. Çağın gereği bu(!). Sular seller gibi akıp giden zamana yetişemeyişimiz, bir daha asla yetişemeyeceğimiz şeyleri parmakları arasında un ufak edip eritti.
Fatihlere imrenirken evlatlarımıza sadece “yapabilirsin” demekle yetindik. Yapabileceğini gösterdik mi gerçekten? Düşmesin diye eli hiç bırakılmayan, herhangi bir korku esnasında yüreği ağzına hiç gelmeyen, adrenalin hormonu vücutta yedekte bulundurulan bir çocuk hangi irade ile ‘YAPABİLİR’ gerçekten.
Oysa “Evet, yapabilirsin!” Teşvik edici ebeveynlik dilden eyleme dökülemiyor maalesef. Sırf kendi çerçevemizin içinde olsun diye sınırlar çizdiğimiz, kendi düzenimizi ve alışkanlıklarımızı dayattığımız bir birey ne kadar kendi olabilir?
Oysa “Her çocuk biriciktir.” sözlerinin savunucuları arttı bu aralar. Evet, insanı mükemmel yarattık beyanına iman etmiş kimseleriz. Fakat kendimize göre şekillenmeyen bir çocuğun mükemmel olduğunu kabul edemeyişimiz? Daha doğar doğmaz başlamadı mı burnu annesine, gözleri babasına, elleri filancaya benzetmeleri? İnsan en mükemmel şekilde yaratıldıysa herkesin mükemmelliği kendine özgü değil mi? Senden bir parça gibi görünen ama aslında çocuğunun dünyaya gelmesinde Allah’ın sadece bir aracı kıldığı anne-babasın sen.
HALİDE SİVRİ
Devamı Maaile Dergi Mayıs Sayısında…


