Edep, sözlükte ‘insanı utanılacak bir şey yapmaktan koruyan yeti, mahcubiyet, terbiye, güzel ahlak, usluluk, ölçülülük’ anlamlarına gelen, dilimize Arapçadan geçmiş bir kavramdır.
Edep ve terbiye ilk olarak Rabbimizden öğrenilecek bir haldir. Mesela Rabbimiz, yaratılış ayetlerinde bile ben yarattım demez, biz yarattık der.
İslam’da adab-ı muaşeret kavramı sosyal hayatı düzenlemede önemli bir yer tutar. Görgü ve nezaket kuralları olarak günümüze çevirebileceğimiz bu kavram, yeme içmeden telefonla konuşmaya, giyinmeden topluluk içinde bulunma haline kadar hayatın her alanını düzenler.
İnsanoğlu dünyaya ham bir halde gelir. Zamanla büyür, imtihanlara tabi tutulur, sabır ve ilim ile olgunlaşmaya başlar. Bu insanın tekâmül sürecidir. Tasavvufta “hamdım, piştim, yandım” denen süreç budur. İnsanın tekâmül sürecindeki en önemli faktör hiç şüphesiz ki edeptir.
BETÜL TATAR TÜZÜNOL


