“Hak geldi, batıl zail oldu.” ayeti İslam’ın yeryüzüne inişini en açık anlatan ayetlerden biridir. (İsra Suresi-81) Hak kavramı, sözlükte “gerçek, sabit ve doğru olmak, gerekmek; bir şeyi gerçekleştirmek; bir şeye yakinen muttali olmak” anlamlarında mastar ve “gerçek, sabit, doğru, varlığı kesin olan şey” anlamlarında isim olarak kullanılır ve genellikle bâtılın zıddı olarak gösterilir, Arapça kökenlidir. (1)
Hak kavramı gerek hukuki, gerek fıkhi, gerekse tasavvufi anlamlarıyla İslami kaynaklarda geniş bir yer tutar. Kuran’ı Kerim’de 247 yerde geçer. Bu ayetlerin çoğunda batılın zıddı anlamında kullanılsa da, bazı ayetlerde farklı anlamlarda da kullanılır. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Kur’an’da hak kelimesinin müfessirlere göre başlıca on sekiz anlamda kullanıldığını belirtir ve âyetlerden örnek vererek bu anlamları şöyle sıralar: Allah, Kur’an, İslâm, adalet, tevhid, sıdk, mal, vücûb, ihtiyaç, pay, beyan, Kâbe’nin durumu, haram ve helâli açıklama, kelime-i tevhid, ölüm, kesinlik, cürüm, bâtılın zıddı. (2)
Hak kavramı aynı şekilde hadislerde de çok çeşitli anlamlarla yer alır. Hatta Resulallah (sav) bir hadisinde: “Allahım! Sen haksın, senin vaadin haktır, sana kavuşmak haktır, senin sözün haktır, cennet haktır, cehennem haktır, peygamberler haktır, Muhammed haktır, kıyamet haktır.” (3) diyerek, hak kavramını birçok anlamıyla aynı anda kullanmıştır.
Hak kavramı “El-Hak” olarak, Esma-ül Hüsna’da yer alan Allah’ın isimlerinden biridir ve “Varlığı ve ulûhiyeti hak ve gerçek olan, hak ve hakikatin kendisi, fiilen var olan, varlığı değişmeden duran, var olan” demektir. Allah-u Teala, varlığı kabul edilen ve ispatına gerek olmayandır.
Betül TATAR TÜZÜNOL
Devamı Maaile Dergi Eylül Sayısında…


