Türkler İslamiyet’i kabullerinden sonra, son derece emekli, kendilerine has pek çok sanat ve zanaat dalı üretmişler, inançlarının paralelinde özellikle bazı dallarda üstün başarı gösterip zirveyi yakalamışlardır.
İnandıkları Kitab’ı süslemek, O’na özen göstermek, inandıkları Allah’a sanat yoluyla erişmek, Türklerin önemli kabulleri haline gelmiştir.
Kaatı; kelime anlamı olarak “kat’A” kesmekten gelir.
Kaatı Sanatı; bir kağıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi veya şekli oyup çıkartarak bir başka kağıt yahut deri üzerine yapıştırılması esasına dayanan bir süsleme sanatıdır.
Günümüzde ince kâğıt oymacılığı olarak da adlandırılmaktadır.
Kaatı yapan sanatkara KATTA’ denmektedir. Bu sanat ile yapılan iş ise MUKATTA’ diye adlandırılır.
Geleneksel Milli Sanatlarımızın en nadide, en sabır, en itina isteyen bir başka dalıdır. Türk kitap bezeme sanatıdır. Ancak son yıllarda tanınmaya başlayan biraz garip kalmış bir sanatımızdır. Aslında bunun sebebi Milli Sanatlarımız içinde iki yüzyıl arasında kesintiye uğramış tek sanat olmasıdır. 18. yüzyılda gerileyip, 19. yy.’da da maalesef unutulup kaybolmuş, 20. yy. başında (1905-1906) birkaç cılız eser veren olmuşsa da Ordinaryüs Prof. Dr. Süheyl Ünver Üstadımızın Avrupa’da müze gezerken fark edip uzun araştırmalar ile 1940’lardan itibaren öncülük edip günümüzde uygulanabilmesi için İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde atölye açması sayesinde tekrar yaşatılmaya başlayan bir eşsiz sanattır. Kağıt veya derinin dantel gibi işlenmesidir.
Tarihi 14. yüzyıla kadar götürülse de aslında deri oyma anlamında kitap ciltlerindeki kullanımı 7.- 8. yüzyıla dayanır. İlk kâğıt oyma örnekleri ise, 14. yüzyıl ve İran/Herat şehri ile tarihlendirilir. Bize de İran’dan geçmiştir.
Kağıt oyma sanatı aslında Orta Asya menşeilidir, orada doğmuştur. Gelişimi ise Herat’ta, Timurlular ve Akkoyunlular dönemindedir.
16. yüzyılın başlarından itibaren Safevîler ve Osmanlılar tarafından yaygın olarak uygulanmış, bu sayede Osmanlı döneminde kaatı’ sanatı farklı kültürlerin etkileşimi ile gelişerek geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.
Osmanlı Devleti’nde Kaatı, karakteristik özellikler gösterir. Ve uzak doğu kaat’ısından tamamen ayrılmış, Türklere has bir sanat halini almıştır.
Günümüze gelebilen az sayıdaki nadir örneklerden bir kısmı bizden Avrupalı seyyahlar yoluyla Avrupa’ya geçmiştir. Türk kaatıcılığının günümüze ulaşabilen en önemli bazı örnekleri; İngiltere British, Fransa Bibliotheque müzelerinde ve Avusturya Viyana Milli Kütüphanesinde sergilenmektedir.
HABİBE ALPAY AYDIN
Devamı Maaile Dergi Ağustos Sayısında…

