Takva günah işlememek değildir, günah işlemek fikrinden bile sakınmaktır. Tıpkı Kuran’ı Kerim’de bazı günahlar için yapmayın ifadesi değil, yaklaşmayın ifadesi kullanılması gibi. Kalbin rikkat halidir.
Takva sahibi olmanın ilk adımı nefis terbiyesidir. İmam Gazali, “ Cennete Kavuşturan Abidler Yolu” eserinde nefsi terbiye etmeye beş organdan başlar ve her bir organın takvasını anlatır. Gözün takvası; harama bakmamak, kulağın takvası; kötü söz dinlememek, dilin takvası; söylediklerine dikkat etmek, yalandan, dedikodudan, iftiradan sakınmak, midenin takvası; haram yememek ve kalbin takvası; haset, kıskançlık, kibir gibi kötü huyları terk etmektir.
İslam insanı esfele sefilin “aşağıların en aşağısı” makamından, eşrefi mahlukat “yaratılmışların en şereflisi” haline getiren bir dindir. İlahi kitapların içerisinde, indirildiği toplumda Kuran’ı Kerim kadar radikal ve belirgin değişiklikler yapan başka bir kitap yoktur. Kuran’ı Kerim indirildiği toplumu en ahlaksız halden, kıyamete kadar insanlığa örnek olacak insanlar haline getirmiştir. Kuran’ın tevhid ve şirk eksenindeki ana teması, kaliteli, olgunlaşmış bir insan modeli yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu tekamül sürecinde en çok övülerek bahsettiği müminler ise muttakilerdir, yani takva sahipleri.
Takva, sözlükte korunmak, sığınmak, sakınmak, korkmak, çekinmek, saygı göstermek, itaat etmek anlamlarına gelir. İslam içtihadında ise “Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmak, Allah’tan korkmak, nefsini günahtan muhafaza etmek, Allah’tan uzaklaştıracak şeylerden sakınmak, ibadette ihlaslı olmak ve günahı terk etmek” gibi anlamlara gelir.
Betül TATAR TÜZÜNOL


