Bu manayı anlayamayan insan kendinden, yaratılış gayesinden uzaklaşır
Âlem, ‘alamet ve nişan koymak’ anlamındaki “alm” veya bilmek manasındaki ”ilm” köklerinden türemiştir. Yaratıcının varlığına işaret eden, O’nun varlığının bilinmesini sağlayan her şey bir âlemdir.
Bize düşen âlemin gözbebeği olan insanı kendi özüne döndürmek, onu yeniden kendisine verilen değerden haberdar etmektir. Âlemin en kıymetlisi olduğunu bilen insanoğlu hem bu kıymete yaraşır şekilde davranacak hem de kendine yakıştırılan sahte değerlere itibar etmeyecektir.
Kuran-ı Kerim’in ilk suresi olan Fatiha Suresi “Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” ayetiyle başlar. Mushaf’ın başından okumaya başlayan bir kişinin Allah’a ait göreceği ilk sıfat ‘Âlemlerin Rabbi’ olmasıdır.
Âlem, ‘alamet ve nişan koymak’ anlamındaki “alm” veya bilmek manasındaki ”ilm” köklerinden türemiştir. Yaratıcının varlığına işaret eden, O’nun varlığının bilinmesini sağlayan her şey bir âlemdir.Sözlük anlamı olarak, bir türü bir cinsi temsil eden kelime olarak hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi gibi anlamlarda kullanılırken, ıstılahî olarak görünen ve görünmeyen bütün her şey için kullanılır. Ahiret âlemi, mana âlemi gibi, ruhlar âlemi gibi.
Âlem kelimesi veya çoğulu olan ‘alemîn’ ifadesi Kuran’ı Kerim’de hem tabiatı hem de insanları işaret eden manalarıyla çok yerde geçmektedir. Hem tabiata ve insanlara dair somut anlamıyla, hem de soyut anlamıyla kullanılarak Allah’ın bütün varlıkların Rabbi, yani terbiye edicisi, düzenleyicisi olduğu vurgulanmıştır.
BETÜL TATAR

