Büyüdük işte… Hayallerimizi geride, çocukluğumuzu ise sokaklarda bıraktık. Umutlarımız elbette var ama, çocukluğumuzda kurduğumuz hayallerimizin bir hayli uzağında kaldık. Tüm kavramlar değişti hayatımızda. Anlamlandırdıklarımız da var, anlamlandıramadıklarımız ise çoğunlukta.
Şimdi her şeye, her yere geç kalıyoruz. Ve bunu “teknoloji de çok ilerledi” dediğimiz çağda yaşıyoruz. Teknoloji ile birlikte hayatımızın altı üstüne, üstü de altına geçti. Kimi teknolojik gelişmeleri yakından takip edip hayatımızda uygulamaya koyabilmişken, bir çoğunu ise sadece gözlemlemekle yetiniyoruz. Yaşanan gelişmelerle birlikte elbette ki çok ciddi ahlaki ve güvenlik sorunları ile de karşı karşıya kalıyoruz.
Özellikle de çocuklarımız adına büyük endişeler duymaya ve hatta yaşamaya da başladık. Daha ilk yaşlarından itibaren maruz kaldıkları teknoloji bombardımanı ile birlikte adeta robotlaşan, agresifleşen ve tahammülsüzleşen bir nesil meydana geldi.
Yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte aile mefhumunda, örf ve adetlerimizde ve geleneklerimizde de ciddi asimilasyona uğradık. Unuttuklarımız da var, beğenmeyip uygulamadıklarımız da…
Hep birlikte oturulan kahvaltı sofralarını ve akşam yemeklerini bile özler olduk. Evdeki herkes kendi odasına ve köşesine çekilip, kendi dünyasında kaybolmaya başladı.
Artık sadece sosyal medya platformlarında veyahut toplu mesaj guruplarında iletişim kurar hale geldik. Duygularımız bile tamamen sanallaştı. ‘Çocuklarımızı bir türlü eve sokamıyoruz’ diye sitem ederken, şimdi ise ‘Bir türlü odalarından dışarı çıkartamıyoruz’ diye şikayet etmeye başladık. Çünkü haklı endişelerimiz var. Bu anlamda sosyal medya ve çeşitli uygulamalar çocuklarımız için ve hatta bizler için bile son derece güvensiz ortamlar.
Özellikle ahlaki açıdan bizleri derinden sarsan olaylara şahit olmaya başladık.
KADER SİVİLOĞLU GEZER
Devamı Maaile Dergi Ağustos Sayısında…

