Kuran’ı Kerim’de Rahman Suresi 8. Ayette “Sakın ha dengeyi bozmayın!” diye bir ifade yer alır. Peşinden gelen ayette tartıda ve ölçüde hile yapmamak emredildiği için, bu ayet genellikle ticari bir emir olarak algılanır. Üniversite yıllarımda Anadolu Gençlik Derneği’nin eğitimlerinden birinde bize eğitim veren hoca, bu kısmı anlatırken, aslında bu ayeti kâinatın dengesini bozmamak olarak da anlayabiliriz demişti. Kâinatın dengesi derken, doğayı ve hayvanları korumaktan tutalım da, sağlığımızı korumak, toplumsal ve kişisel huzurumuzu tesis etmeye kadar geniş bir yelpazeden bahsedebiliriz. Yani denge dediğimiz, ister biyolojimiz olsun, ister manevi dünyamız olsun, isterse de çevremiz olsun, yaratılıştaki düzeni devam ettirmektir. Haddi aşmamaktır. Bu “had” sosyolojide “normal” kavramı ile ifade edilir.
Normal kelimesi, Latince kökenlidir. “Normalis” kelimesinden gelir. “Gönyeye, ölçüye uygun” demektir. Türk Dil Kurumu (TDK)’na göre “alışılagelen, olağan, aşırılığı olmayan, uygun” anlamlarında kullanılmaktadır.
Normal kelimesinden türeyen normalleşme kavramı ise herhangi bir konuda “alışılmış olandan ya da kurallardan uzaklaşmış bir halden, eski hale, olağana dönüş” anlamında kullanılır. Siyasette, uluslararası alanda bozulan ilişkilerin düzelmesi, gerginliklerin azalması anlamında kullanılır. Mesela bizim medyamızın en sevdiği haberlerdendir Avrupa Birliği ile normalleşme haberleri.
Büyük savaşlar yaşayan devletler, ister iç savaş olsun, isterse başka ülkelerle yapılan savaşlar olsun, savaş sonrası sürece geçişi, normalleşme kavramı ile ifade ederler. Almanya ve İtalya buna örnek verilebilir.
Betül TATAR TÜZÜNOL

