Gurbete düşmüş yolcu, yolcu bekleyen hancı, şu anda yeraltına günahıyla gömülen büyük tımarhanede kahkahalarla gülen, ölü, ölü yıkayıcı, hasta, hasta bakıcı… Allah’ım, cümlemize acı… (Ziya Osman Saba)
Avrupa’da okulların altı hafta yaz tatiline girmesiyle her gurbetçiyi bir heyecan sarar. Firma ve fabrikalarda çalışandan, özel işinde çalışanına kadar hemen herkes iznini yaz tatiline ayarlar. Kimi sabredemez, çocuklar karneleri alır almaz okul önünden yola çıkar. Biz gurbetçi desek te adları Avrupa’da yabancı, vatana gelince Almancı. Anavatanda yaşayanlar bu kelimeye ne kadar içlenildiğini, fakat sineye çekildiğini bilseler eminim hiç kullanmazlardı. Gurbetçi için bir Avrupalının dışlamak için kullandığı ‘’yabancı’’ sözcüğü ile ülkesinde denilen ‘’Almancı’’ sözcüğü eşdeğerdir. Her iki yerde de ötekidir. Sanki iki tarafta da ‘sen buraya ait değilsin!’ denmektedir. Gurbette, bu açıkça söylenirken anavatanda ima gibi olur. Gurbetçi, okulların yaz tatiline sevindiği kadar bayramlara sevinmez. Bayramlar
genelde buruktur çünkü. Vatandan, akrabalardan, ana-babadan uzaktadır. Eğer bayram hafta sonuna denk gelmemişse, evinde ailesiyle bile bayram yapamaz. Gayrimüslim bir ülkede Müslümanın bayramı kendine özeldir. Bazı yerlerde Müslüman öğrencilerin dini bayramların ilk günü okula gitmeme hakları mevcuttur. Bu, yaşadığımız eyalette de uygulanmaktadır.
Her yıl olduğu gibi biz de okulların tatile girmesiyle aynı heyecanla ailece sıla yoluna düştük. Uçak biletleri izin sezonunda astronomik, inanılmaz bir rakama ulaşır. Tatil sezonu ile birlikte normalde tek kişinin bilet fiyatı, tüm ailenin bilet fiyatına yükselir. Şirketler bilir ki, bu vatandaş bütün yıl bu günü bekler, her halükarda bilet alacak, fırsatçılık başlar.
SAFİYE GÜL
Devamı Maaile Dergi Eylül Sayısında…


