Malumunuz mahremiyet konusu çok önemli ve toplumun kanayan yaralarından. O yüzden bu sayımızda kapak konumuz dolan “mahremiyetlik” başlığımıza “Mahremiyet Allah’ın Hakkı, Kulların Sınırıdır” açısından bakıp işlemeyi uygun buldum.
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, bir ayetle mahremiyet konusuna gözlerden girilmiş.
Nur suresi 30.ayeti kerimede şöyle buyruluyor.
“Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.”
Burada biricik Rabbimiz korunmanın mahremiyetin kurallarını öğretiyor ve gözden dem vuruyor.
Bakma! Gözünü haramdan sakin ki korunasın buyuruyor. Ve kişi için bir sınır belirliyor, eğer ki sınır ihlal edilirse de kendisinin haberdar olduğunu beyan ediyor.
Arapça ya vakıf olanlar bilirler. Bir konuya erkek açısından bakılmışsa kadını da içerir.
Oysa Nur suresi 31.ayette Rabbimiz konunun önemine binaen olacak ki, aynı ikazları kadınlar için de gerekli görmüş ve beyan etmiş.
Ne kadar hamt etsek azdır, belki de 30.ayeti üzerimize almama tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktık.
Rabbimizin kendisi için “yaptığını sağlam yapan ve yaptığında hikmet olandır” ifadesi boşuna değildir.
Bu, bakmaları haram olan kimselere bakmak haramdır ve Allah’ın kesin emridir.
Bu sebeple onlar Allah’ın mubah kılmadığı şeylere bakmasınlar ve gözlerini kapatsınlar. Eğer gözler kasıtsız bakmış ise hemen oradan çevirsinler.
KAÇINILMAZ OLAN ZARURETİMİZ
Bu göz ile olan sınırlarımız olduğuna göre, günümüz dünyasında sokaklar, caddeler, sosyal ağlar, görsel yayın organları bu imtihanın bir parçası olduğu kaçınılmaz, dolayısıyla Rabbimizin kesin emri olan haramlardan kaçıp, sınırlarımızı korumak mecburiyettir, zarurettir.
Yoksa 21.yüzyılda “Başınıza gelenler işlediklerinizdendir” ayetini gündemimize alıp derin muhasebeler sonucunda kendimizi yeniden test ve tahlillerden geçirmek mecburiyetindeyiz.
NAZİLE ŞANAL


