Her doğan çocuğumuzun bir aile ortamında gözlerini açarken temiz, saf ve berrak bir yaratılışa sahip olarak doğduğunu hepimiz bilmekteyiz. Çocuklarımız hayatlarını fark edip, düşünmeleri ve karar verme yeteneklerine mümeyyiz oluncaya kadar onların karakterlerini, inançlarındaki hassasiyetlerini, ahlak-ı ve mânevi özelliklerini kendilerinin iradeleri dışında ailesi ve çevresi tarafından şekillendirilmektedir. Aslında onlara şekil verenler biz ebeveynler ve eğitimciler için bu çok ciddi bir sorumluluktur.
Peygamberimiz (s.a.v.) bu gerçeğe işaret ettiği bir hadisinde: “Her insanı annesi ´fıtrat´ üzere dünyaya getirir. Bundan sonra ebeveynleri onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar. Eğer anne babası Müslüman ise çocuk ta Müslüman olur.” buyurarak insanın yetişmesinde aile ve çevre faktörünün önemini belirtmiştir. (Buhari, Tirmizi, Müslim)
Bu çerçeveden yola çıkarsak günümüz ebeveynlerine bakmak istiyoruz. Nedeni ise yukarıda belirttiğimiz özellikleri baz alırsak, son zamanlardaki toplumumuzdaki ahlaki çöküş, biz ebevenler olarak dönüp başta kendi sorumuluklarımıza bakmalıyız. İnandığımız Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini, tefsiriyle birlikte tam manası ile anlıyor muyuz? Yoksa gönlümüzle kabul etmediklerimizi (!) dilimiz ile ikrar mı ediyoruz? Ya da bize emredilenleri anlamıyor muyuz?
Madem ki mü’miniz, müslümanız; Rabbimize teslim olmuşsak derdimiz ne? Yoksa yeterince biz samimi değil miyiz?
Biz rahatı seviyoruz, uğraşmayı emek vermeyi, fedakarlık yapmayı sevmiyoruz. Günümüz gençlerimizin en büyük ihtiyacı Allah sevgisi. Bizler, aileleri olarak bunu ne kadar verebiliyor? Ne kadar örnek oluyoruz? Gençlerimize örnek olarak ne durumdayız. Hâla olgunluğa erişmemiş ham müslümalar mıyız?
Sultan BAYEZIT
Devamı Maaile Dergi Eylül Sayısında…


