Hepimize yetecek kadar yer yurt, sevgi, yiyecek, mekân, verdi de Allah, sığamadık dengeyi kaybettik. Halifeysek madem iş başına geçmeli. Herkes evin önünü temizlemekle başlasın bugün.
“Hepimiz hayatta seçimler yaparız.
Zor olan onları yaşamaktır
The words
Herkesin kaderi aynıyken ve ölüme giderken, arada ne yaşadığını seçimler belirledi.
Bu yazı soyları tükenmek üzere olan güzel insanlara ithafen yazılmıştır. Güzellik onların şekillerinde, giyimlerinde değil yanlarındayken karşılarında olan insanlara verdikleri enerjidedir. Bu enerji öyle güzel öyle hoştur ki; huzurun tanımını yaptırır, yaşama sevinci verir, dünyaya geliş amacını belirler. Böyle bir enerjiyi taşıyan kişi yaşamı içerisinde güzel seçimler yapmış ve bu seçimlerin de istikrarla peşinden gitmiştir.
Paracelcus der ki, ‘Her şey zehirdir, önemli olan dozudur.’ Sanırım bu söz sadece sevgi konusunda sınırları zorlayabilir. İfrat ve tefritten sakınırken sevgiyi bol kullanmak gibi bir denge kurulabilir belki de. Sınır, Yaratanın da söylediği gibi hiçbir sevgiyi kendi sevgisinde öte taşımamak olacaktır. E hadi, yaratılanı yaratandan ötürü elimizi korkak alıştırmadan sevelim.
Düşünüyorum da sevgi olmasaydı niye gelecektik ki dünyaya? Hadi dünyaya geldik diyelim, gelip ne yapacaktık?
Ötelere puan topladığımız bu dünyada iman etmedikçe boşa kürek çektiğimizi biliyoruz. Gözden kaçırdığımız nokta şu ki birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmuyoruz. Hadi buyurun, bu denklemi çözelim. Böyle bir problemin içinden çıkabilenlere helal olsun. Onlar kurtuldu da biz kendimize dönüp bir bakalım. Kaç kişiye hasta yatağındayken iyi gelir diye her sabah bıkmadan usanmadan aynı enerjiyle kelle paça çorbası götürdük? İyileştiren çorba mıydı yoksa çorbanın yanında servis ettiği ilgi, sevgi, şefkat mı? Sahi kaç arkadaşımızı düşüp kaldığı zaman sırtladık?
FATMA YILMAZ


