Mübarek Ramazan ayını şaşaaya, debdebeye, şenliklere, festivallere kurban etmeyelim!
İbadet ve kulluk bilinci artıran Ramazan’ı yaşayacağız nasipse. Ramazan sabahları oruç ile akşamları teravih namazı ile geçen, sahuru ve iftarı ile her haliyle bir ibadet ayıdır. Fakat son yıllarda etkinlik diye adlandırılan bir takım işlerle Ramazan ruhundan uzaklaşıyor. Ramazan ayı ifsat ediliyor. Kulluk bilincini zirveye çıkarmamız gereken ayda şeytanların bağlanmasına rağmen Rabbimizin rahmetini celb edecek işlerden uzaklaşıyoruz.
Oruç toplu yapılan bir ibadet mi, yoksa bireysel mi?
Oruç dinlenme ayı mı, yoksa aktif hayatın provası mı?
Oruç öze dönme mi, yoksa daha sosyal olma ayı mı?
Oruç diyete destek ayı mı, yoksa kilo alamayanlara fırsat mı?
Ramazan ayına erdiğimiz şu mübarek günlerde bu soruların cevabını arasak şayet öyle sanıyorum ki başarılı bir Ramazan geçirebileceğiz. Allah-u Teâlâ’nın dünya hayatını nasıl yaşamamız gerektiğini öğrettiği, bizi günahlarımızdan arındırıp adeta cennete hazırladığı bu mübarek ayı iftar sofraları ile yemek festivaline, çeşitli etkinliklerle de eğlence festivaline çevirmeyelim ne olur! İşin israf ve vurdumduymazlık boyutunu başka bir zamanda ele almak üzere geçiyorum. ‘Yoksulları gözeteceğimiz’, ‘Ramazan paylaşma ayıdır’ gibi fakir edebiyatı yapmayı da sonraya saklıyorum. Şimdi sükûnetle içimize yöneleceğimiz bu mübarek ayı şaşaaya, debdebeye, şenliklere, festivallere kurban edişimize değinelim.
Fatma YILMAZ


