“Çok yaramaz”, “Hiç durmuyor”, “Sabrım kalmadı…” Hepimiz muhakkak bu cümleleri sıkça kuruyor veya içimizden geçiriyoruz. Öyle vakitler geliyor ki, sabrımızın son raddesinde olduğumuzu düşünüyoruz. Tahammülsüz, tükenmişlik hissi… İşin zor kısmı tam da burası. Sevimli halleri, tatlı tavırları, ilk kelimeleri, gülen yüzleri görmek şüphesiz işin en keyifli kısmı… Hırçınlaştıkları, inatlaştıkları zamanlarda sabrın sınırları zorlanmaya başlıyor. Bir anda kendimizi hiç olmak istemediğimiz bir durumda bulabiliyoruz. Öyleyse işin reçetesini bulmak gerek. Fazla söze gerek yok. Sabır, sabır ve sabır…
Sabır, insanın tekâmül yolculuğunda yoldaşlığına en çok ihtiyaç duyduğu vasıftır. Sabır olmadan insanlığın gemisi yürümez. Yemek pişmez, çiçek büyümez. Nesiller yetişmez… Öyleyse her işin başıdır sabır.
Ve en büyük sırdır. İyi nesiller yetiştirmenin anahtarıdır. Bir bebeğin doğumundan itibaren sabır döngüsü de işlemeye başlar. Henüz konuşup kendini anlatamadığı zamanlarda gösterdiğimiz sabır, yürümeye başlayıp her yeri karıştırmaya başladığında gösterdiğimiz sabır, kendini kazalardan koruyamadığı zamanlarda gösterdiğimiz ihtimam ve sabır, dinini yaşamayı öğretirken gösterilen sabır, duygusal manada iniş çıkışlarında gösterilen sabır, beklenmeyen hal ve tavırlara karşı gösterilen sabır… Her biri ve daha fazlası ebeveynlik yolculuğunda karşımıza çıkan imtihanlardır. Kıymet verilmiş, adımlarını sağlam atan, cesaretli ve atik çocuklar yetiştirmenin sırrı sabırdan geçer. Sabır mayasıyla yoğrulmamış çocuklar geleceklerini inşa ederken hep eksik kalır. Sabır gösterilmemiş çocukların, sabretmeyi öğrenmesi de mümkün olmayacaktır. Sabır her gönlü açan, her derde deva bir anahtardır.
DUA EN BÜYÜK KALKANDIR
Sabır, imtihanların şifresidir. Sabır, dünya hayatının özünü oluşturur. İnanan kalpler nereye baksa sabrın nişanelerini görür. İbretler alır. Peygamber hayatları sabrın en mükemmel örneklerini barındırır. Evlat, sağlık, mal mülk gibi eş, kardeş gibi nimetler birer imtihan vesilesi olarak belki de en ağır örnekleri ile peygamber hayatlarında bizlere sunulmuştur. Öyleyse başımıza gelen imtihanlara göstermemiz gereken sabrı bilhassa Peygamberlerin hayatlarından dersler çıkararak öğrenmeliyiz. Onların imtihanlarının sonucunda eriştikleri mertebelere, huzura erişmenin vesilesi ancak onları yakından tanımakla mümkün olur.
Peki, sabrın basamakları nelerdir? İnsanın kendisini tanıması ilk adımdır. Karşısındaki tanıması ise ikinci sırada yer alır. Kul kendini ve karşısındakini tanırsa en büyük adımı atmış olur. Öyleyse diğer adım yaşadığımız evrenin imtihan yurdu olduğunu bilmek ve insanın yaratılış gayesinin tanımını yapmaktır.
FATMANUR TEKKE
Devamı Maaile Dergi Haziran Sayısında…


